Irak'ta 23 yıllık dönemde sona gelindi ve bölgedeki Amerikan askeri varlığı, Bağdat ile Washington arasında varılan iki aşamalı geçiş planı kapsamında sona erdi. Böylece 2003'teki işgal ve 2011'deki ilk çekilmenin ardından, 2014'te DAEŞ'le mücadele kapsamında yeniden başlayan ABD askeri varlığı mevcut biçimiyle noktalanmış oldu. Ülkedeki 9 askeri üssünü boşaltan ABD güçlerinin bölgedeki yeni stratejisi merak konusu olurken, Orta Doğu Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu, süreci Haber7'ye değerlendirdi.
ABD'nin Orta Doğu'da Doğu Akdeniz, Babülmendep ve Hürmüz Boğazı ekseninde büyük bir strateji takip ettiğine işaret eden Prof. Dr. Şeyhanlıoğlu, "ABD’nin asıl amacı İran'ı kuşatmak, Yemen ve Babülmendep Boğazı, hatta Arabistan'ı gerekirse parçalamak üzerine şekilleniyor. Bunun yanı sıra ABD; Doğu Akdeniz'de de Türkiye, Kıbrıs, Yunanistan arasında çatışma oluşturacak İsrail eksenli bir makas stratejisi uyguluyor." değerlendirmesinde bulundu.
Washington yönetiminin İran'ı boğmaya çalıştığını belirten Şeyhanlıoğlu, Kürtlerin Müslümanlarla çatışmayacağı anlaşıldığı için ABD'nin onları yüzüstü bıraktığını vurguladı.
Uzman isim, "ABD Irak'tan 9 askeri üssünü çekse de birliklerini farklı noktalara taşıma amacında. Söz konusu noktalar ise Ürdün, İsrail ve Yunanistan hattını kapsıyor. Öyle ki gerekirse Babülmendep Boğazı'nın güneyinde bulunan en kritik İngiliz-Amerikan askeri üssü olan Diego Garcia Askeri Üssü ve hatta bölgedeki ana komuta merkezlerinden biri olan Victoria askeri üs bölgesine konuşlandıracak." ifadelerine yer verdi.
Şeyhanlıoğlu, ABD'nin Çin'in altyapı, ulaştırma ve küresel ticaret ağındaki devasa hamlesi 'Kuşak ve Yol Projesi'ni kontrol altında tutmak, İran'ı köşeye sıkıştırarak enerji kaynaklarını kontrol etmek ve ilerisi için Türkiye'yi kuşatmak için Yunanistan eksenli bir Aşil Kalkanı stratejisi uyguladığına dikkat çekti.
"Şu anda Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde, Fransa, İtalya ve diğer ülkelerin üslenmesi de bu kapsamda değerlendirilebilir." ifadelerini kullanan uzman isim, şunları kaydetti:
"Kaldı ki Ege'de susuz olan 200 ada da bu süreçte silahlandırılmış durumda. Öte yandan ABD’nin İran'a, nükleer silahların da dahil olduğu daha ağır bir şekilde saldırılar düzenlemek istediğini öngörüyorum. Bu kapsamda korunmak için de çevresini boşalttığını düşünüyorum çünkü hatırlarsanız ABD Kuveyt'te, Emirlikler'de ve Katar'da çok ağır bedeller ödedi."
ABD'nin 2011'deki çekilmesinin ardından 2014'te terör örgütü DEAŞ'la mücadele kapsamında bölgeye dönüşünü de değerlendiren Şeyhanlıoğlu, "DEAŞ, 2003 yılında Suriye'deki Sednaya Hapishanesi'nde yapılandırılmış ve ilk olarak Irak’ta sahaya sürülmüştür. Örgüt, Saddam Hüseyin rejiminden geriye kalan unsurları tasfiye etmek için adeta bir GPS görevi üstlenmiştir. Bundan dolayı, DEAŞ olarak bilinen bu yapının ilk adı aslında MOSSAD'ın dış istihbarat ismi olan ISIS'tir. Bu nedenle ABD, DEAŞ ya da PKK/PYD, terör örgütleri bahanesiyle bölgeye gelme konusunda 2011 ile 2014 yılları arasında çok ciddi bir kurgu yaptı." iddiasında bulundu.
7 Kasım 2014'te Kerkük'te Türkiye'nin yüzde 15 hissesi bulunan İngiliz Kuzey Petrol Şirketi'nin yanında DEAŞ tarafından alıkonulduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından kurtarıldığını sözlerine ekleyen Şeyhanlıoğlu, o dönemde terör örgütünün istihbarat servisleriyle nasıl kol kola çalıştığını bizzat gördüğünü aktardı.
ABD'nin gerekirse yeni bir terör örgütü kurabileceğini belirten Şeyhanlıoğlu, "PKK'nın, DEAŞ'ın miadı dolmuştur ama ABD şu anda doğrudan savaşa giriyor. Ben bu nedenle söylüyorum; ABD kenara çekiliyor ama nükleer silah kullanılır ve bu durum Büyük İsrail projesinin önünü açar." diyerek sözlerini tamamladı.