6 Şubat depremleri, Türkiye’nin 2023 yılı 14 Mayıs seçimlerine doğru ilerlediği bir dönemde yaşanmıştı.
Demem o ki, o acıların yaşandığı dönemin bir de politik atmosferi vardı.
O atmosferi hatırlamadan, bugünkü Ahbap kepazeliğini tam olarak yerli yerine oturtmak mümkün olmayabilir.
“Safmışız” diyenlerin hepsini de “ Evet safmışlar” diye aynı potada tutamıyoruz.
Deprem olduğunda üç aydan biraz daha fazla bir süre sonra yapılacak olan seçimleri deprem yaraları üzerinden garantiye almak isteyen muhalefet, deprem acıları karşısında dayanışma içine girmek yerine, kutuplaştırıcı eylemlere başvurdu.
İktidarın daha sandık vakti gelmeden enkaz altında kalması hedeflendi.
Ahbap hikayesi de, o günkü o atmosferin bir siyasi ürünü olarak ortaya çıktı ve politik olarak büyütüldü.
Haluk Levent’in geçmişi, kendisine destek verenler dahil herkesçe yakından bilinmesine rağmen, devlet ve hükümet kontrolündeki kurumlar ve AK Parti’ye yakın oldukları düşünülen yardım kuruluşları ‘tukaka’ edildi, Ahbap Türkiye’nin en güvenilir yardım kuruluşu ilan edildi bu kesimlerce.
Depremden 40 gün sonra 6’lı masanın Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun o korkunç günlerde ‘dayanışma’ çağrılarına karşı yaptığı “siyaset üstü görmeyi reddediyorum” çıkışı da, o atmosferin bir yansımasıydı.
Ve bugün ‘safmışız’ diyerek ahaliyi ‘saf’ yerine koyanların o gün yaptıkları, deprem acılarını politik hedefler için araçsallaştırmasından başka bir şey değildi.
Günlerdir, patlayan bir kanalizasyon şebekesinin etrafa yaydığı pis kokularla meşgul kamuoyu.
Pis kokuların en özet hali, deprem yardımlarının, içinde kumar ve dolandırıcılık hikayeleri geçen yöntemlerle ‘iç edilmesi.’
Bu kepazeliğin bu şekilde patlak vermesinden sadece Haluk Levent ve son günlerde onun gibi yargının haklarında işlem yürüttüğü kişiler mi sorumlu?
O günkü politize iklime sorgusuz sualsiz teslim olanlar var bir.
Bir de, o sorumsuzluğun tam ortasında olmalarına rağmen her zamanki gibi burada da bir yolunu bulup suçu başkalarına atan ‘derisi kalınlar’ var.
‘Safmışız’ diyenlerin saflığının sahicilik ölçüsü şudur:
Ahbap’ın peşine takılırken bunu aynı zamanda karşı tarafın yardım kuruluşlarını değersizleştirmek hatta karalamak için yaptıklarını kabul etmeleri…
Bu kepazelik karşısında suçu hala başka taraflara yıkmaya çalışmak adına “Devlet niye yardım toplama izni vermiş” diyenler tam da bu kategoride yer alıyor.