Arafat’ta dün vakfeye duranlar, gece boyu Meşarel Haram'a Müzdelife'ye ve sonra Mina’ya coşkun seller gibi aktı. Sabaha karşı Cemaratta büyük şeytanı taşladı ve hacı oldu.
Hac baştan sona sembollerle dolu bir ibadet.
Arafat’ta kıyamet gününü, mahşeri yaşadık. Güneşin kavurduğu kara toprakta çaresizliği yaşadık. Milyonların içinde hiçliği, tek başına kalmayı bildik. Müminlerle birlikte duaya amin diyerek vahdeti, cem olmayı yaşadık.
Güneş devrilir devrilmez Arafat’tan oluktan boşalırcasına bembeyaz ihramlarıyla akan Müslümanlar önce Meşarel Haram'a Müzdelife’ye ulaştı.
Akşam ve yatsı namazları Efendimiz’in sünnetine uyarak birleştirildi.
Vakfeye duruldu. Sonra Mina’ya yola çıkıldı.
İbrahim aleyhisselamın, İsmail aleyhisselamın ve Hacer annemizin karşısına çıkan şeytanın türlü türlü halleriyle karşılaşıldı.
Gücü yetenler, kuvveti kalanla denize kavuşan ırmaklar gibi Kabe'ye kavuştu.
Kurban için Kur’an-ı Kerim’de, “Onun ne kanı ne eti Allah’a ulaşır” diyor Rabbimiz. Aslolan bizlerin ihlası, samimiyeti. Zira İbrahim aleyhisselamın “emri yerine getirme” teslimiyetiydi aslolan ve o emre itaati hem İsmail’i kurtardı hem tüm insanlığı.
O yüzden biz de emre itaat etmeye çalışanlarla birlikte hac ibadetini yapıyoruz, elhamdülillah.
Bayramları bayram yapan, bir de sılayı rahimdir. Ata yurtlarını, memleketleri ziyaret ile bayram bayram olur.
Bu bayram Allah’ın (cc) misafiri olarak Mekke’deyiz.
Mekke'den şehirlerin anası Mekke'den memleketimin ve cümle İslam'ın bayramını tebrik ediyorum.