Dijitalizm!


Özcan Ünlü isimli köşe yazarının Dijitalizm! başlıklı yazısı. Haber 7

Tarih: 16-08-2026 10:06

Dijitalizm!

Pencereden giren ışık masanın üzerindeki boş bardağı aydınlatıyor.

Fakat elimiz, daha günün tadını çıkarmadan, başucumuzda büyük bir sabırsızlıkla bekleyen o küçük, soğuk cama uzanıyor.

Birkaç saniye içinde dünyanın bütün dertleri, bir siyasetçinin sert cümlesi, sınırda veya şehirde yaşanan bir operasyonun ilk sıcak görüntüleri, arkasından neşeyle dans eden bir çocuk, lüks bir restoran reklâmı ve hemen ardından derin bir toplumsal trajedinin haberi... Hepsi aynı parmak hareketiyle gözümüzün önünden akıp geçiyor.

Dünyanın bütün acıları, öfkeleri ve neşeleri tek bir ekranda, aynı hizada ve aynı değersizlikte birleşiyor.

Eskiden evin ortasında duran o kaba televizyonların hiç değilse bir düğmesi vardı. Gece yarısı yayın biter; İstiklal Marşı çalar, ekran karlanır ve ev kendi sessizliğine gömülürdü.

İnsan ne kadar televizyon izlerse izlesin, en nihayetinde kendi hayatına, kendi düşüncesine dönerdi.

Bugünü farklı kılan şey, ekranın hiç kapanmaması…

Cebimizde titreşiyor, yatağımızın içinde bizimle uyuyor ve bizden önce güne başlıyor.

Son zamanlarda ülkede yaşananlara bakalım:

Siyasetteki gerilimler, Meclis’teki tartışmalar, arka arkaya gelen güvenlik operasyonları ya da mutfaktaki yangın...

Bütün bu süreçlerin içinde yaşarken asıl garip olan şey, gerçeğin kendisiyle değil, onun bize sunulan simülasyonuyla ilişki kuruyor oluşumuz.

Sosyal medya akışında bir siyasetçinin sözüne kızıyoruz, üç saniye sonra bir yemek videosuna gülüyoruz, beş saniye sonra bir felakete üzülüyoruz.

Zihin, ne yas tutacak zaman bulabiliyor ne de öfkesini ahlâkî bir düşünceye dönüştürecek sakinliği...

Bize “özgür seçimler yapıyorsunuz” diyorlar.

Oysa algoritma adı verilen bir görünmez el, bize neyi seveceğimizi, neye öfkeleneceğimizi ve hangi tarafta durmamız gerektiğini usulca fısıldıyor.

Bir siyasî haberin ya da toplumsal olayın doğru olup olmaması sistemin umurunda değil. Onlar için tek bir soru var: Seni ekranda bir saniye daha fazla tutabildik mi?

Böylece sistem, zaaflarımızı birer yakıta dönüştürüp motoruna koyuyor.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi üretken yapay zekâ girdi hayatımıza.

Sadece ne izleyeceğimize değil, nasıl düşüneceğimize de talip oldu.

Arama motoru eskiden önümüze seçenekler koyar, “sen seç” derdi.

Şimdi cevabı kendisi veriyor, özetliyor ve tartışmayı bitiriyor.

Düşünmek dediğimiz şey, sadece hızlıca doğru cevabı bulmak değildir ki...

Yanlış yollara sapıp kendi çabamızla geri dönmektir.

Soru ile cevap arasındaki o çileli ama bereketli boşlukta insan oluruz.

Zihinsel kaslarımızı devrettiğimiz bir dünyada, düşünme zahmetinden kendi isteğimizle vazgeçiyoruz.

Bugün dünyanın dört bir yanında devletler, yasalarla bu dijital kuşatmayı sınırlamaya çalışıyor.

Çocukların hesaplarına kısıtlamalar getiriliyor, algoritmaların şeffaf olması isteniyor, bağımlılık yapan tasarımlar tartışılıyor.

Bütün meseleyi devlete, kanunlara ya da şirketlere havale edip kenara çekilebilir miyiz?

Asıl direniş, mutfakta, salonda, kendi içimizde başlayacak olan direniştir.

Telefonu elinden düşürmeyen bir anne babanın, çocuğuna “ekrandan uzak dur” demesinin hiçbir inandırıcılığı yok.

Dijital okuryazarlık denilen şey, ekrana daha hızlı dokunmak olarak anlaşılıyor; oysa ekranın ruhumuza ne yaptığını fark edebilmektir.

Teknolojiyi toptan reddetmek ne mümkün ne de gerekli ama insanı daha huzurlu, daha merhametli ve daha derin kılmayan bir gidişata sadece “hız” denebilir; medeniyet denemez.

Belki de önümüzdeki yıllarda en çok ihtiyaç duyacağımız insanî hakkımız; sessiz kalma hakkı, düşüncelerimizi toplamadan konuşmama hakkı, manipüle edilmeden şüphe duyabilme hakkı ve en önemlisi çevrimdışı kalabilme lüksü olacak.

Çünkü gerçek özgürlük, önümüze koydukları sonsuz akışın içinde parmağımızı aşağı yukarı kaydırmak olmamalı; o parmağı durdurup kafayı kaldırmak ve göz göze gelebilme refleksi olmalıdır.

Ekran bize her gün aynı soruyu soruyor: “Biraz daha kalacak mısın?”

Bu pazar sabahı, kahvemiz soğumadan önce belki de kendimize o asıl soruyu sormamız gerekiyor:

Bu kadar ekranda kaldıktan sonra, geriye bizden ne kalacak?




Bu haber 34213 defa okunmuştur.


Etiketler :


Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.


FACEBOOK YORUM Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR

ÇOK OKUNAN HABERLER

HAVA DURUMU

İzmir
Parçalı bulutlu
Rüzgar 13 km/s
Cumartesi
Bulutlu
6° / 12°
Pazar
Bulutlu
7° / 16°
Pazartesi
Bulutlu
7° / 16°

PUAN DURUMU

Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 26 20 2 4 62 18 64 +44
2 Fenerbahçe 26 16 1 9 57 27 57 +30
3 Trabzonspor 26 17 3 6 52 29 57 +23
4 Beşiktaş 26 14 5 7 47 30 49 +17
5 Göztepe 26 11 5 10 30 20 43 +10
6 Başakşehir FK 26 12 8 6 44 30 42 +14
7 Samsunspor 26 8 7 11 29 31 35 -2
8 Kocaelispor 26 9 11 6 23 27 33 -4
9 Gaziantep FK 26 8 9 9 35 42 33 -7
10 Çaykur Rizespor 26 7 10 9 32 36 30 -4
11 Alanyaspor 26 5 8 13 28 32 28 -4
12 Konyaspor 26 6 11 9 30 39 27 -9
13 Gençlerbirliği 26 6 13 7 28 36 25 -8
14 Kasımpaşa 26 5 12 9 22 36 24 -14
15 Antalyaspor 26 6 14 6 25 43 24 -18
16 Eyüpspor 26 5 14 7 19 37 22 -18
17 Kayserispor 26 3 12 11 20 48 20 -28
18 Fatih Karagümrük 26 4 17 5 24 46 17 -22
Veri kaynağı: Resmî TFF puan cetveli · Güncelleme: 2026-03-16 15:05:00
Şans Oyunları

ANKET | TÜM ANKETLER

SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ

NAMAZ VAKİTLERİ

nöbetçi eczaneler