Sosyal medya platformu Facebook’ta sponsorlu olarak yayımlanan ve “Türkiye’den ayrılmadan yurt dışında online üniversite okuyun”, “Sınava girmeyen sınavsız online üniversite”, “Uluslararası geçerli diploma” ve “Resmi ve tanınan üniversiteler” ifadelerinin yer aldığı reklam, kamuoyunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Söz konusu reklamda vatandaşlara; lisans, yüksek lisans ve doktora programlarına sınavsız kayıt, %100 online eğitim, uluslararası geçerli diploma, uygun ücret seçenekleri ve Türkiye’den ayrılmadan yurt dışında üniversite eğitimi gibi dikkat çekici vaatlerde bulunuluyor.
Ancak eğitim ve yükseköğretim alanında faaliyet gösteren kurumlara ilişkin tanıtımların, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Özellikle reklamlarda kullanılan;
* “Sınavsız üniversite”
* “Uluslararası geçerli diploma”
* “Resmi ve tanınan üniversiteler”
* “Türkiye’den ayrılmadan yurt dışında üniversite”
ifadelerinin tüketicide oluşturabileceği algının, mevcut hukuki düzenlemeler bakımından incelenmesi gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Kamuoyunun Cevap Beklediği Sorular
Kamuoyunda şu soruların açıklığa kavuşturulması bekleniyor:
* Reklamda yer alan “sınavsız online üniversite” ifadesi hangi hukuki dayanağa sahiptir?
* “Uluslararası geçerli diploma” iddiasının kapsamı ve hukuki karşılığı nedir?
* Reklamı yapılan üniversiteler Türkiye’de hangi statüde değerlendirilmektedir?
* “Resmi ve tanınan üniversiteler” ifadesi hangi resmî kurumların tanıma veya akreditasyonuna dayanmaktadır?
* Reklam içeriğinde kullanılan ifadeler, tüketiciyi yanıltabilecek nitelikte midir?
İlgili Kurumlara Çağrı
Eğitim, yalnızca ticari bir faaliyet değil; bireylerin geleceğini, mesleki yaşamını ve ekonomik birikimini doğrudan etkileyen kamu yararı taşıyan bir alandır. Bu nedenle eğitim hizmetlerine ilişkin reklamların eksiksiz, doğru, şeffaf ve hukuka uygun olması büyük önem taşımaktadır.
Bu kapsamda;
* Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu’nun, reklamın aldatıcı veya yanıltıcı reklam hükümleri yönünden,
* Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK), yükseköğretime ilişkin kullanılan ifadelerin mevzuata uygunluğu yönünden,
* Gerek görülmesi hâlinde diğer yetkili idari kurumların da kendi görev alanları kapsamında inceleme başlatmasının,
kamu yararı açısından önemli olduğu değerlendirilmektedir.
Gözler Yetkili Kurumlarda
Sosyal medya reklamlarının milyonlarca kişiye kısa sürede ulaşabildiği günümüzde, eğitim alanında kullanılan her ifade büyük bir sorumluluk taşımaktadır. Özellikle yükseköğretim gibi toplumun geleceğini ilgilendiren bir konuda yapılacak denetimler, yalnızca bu reklama ilişkin değil, benzer nitelikteki tüm tanıtımlar açısından da emsal oluşturacaktır.
Şimdi gözler Ticaret Bakanlığı, Reklam Kurulu ve Yükseköğretim Kurulu’na çevrilmiş durumda. Kamuoyu, söz konusu reklam hakkında resen bir inceleme başlatılıp başlatılmayacağını, reklamın yürürlükteki mevzuata uygun olup olmadığının nasıl değerlendirileceğini ve gerektiği takdirde hangi idari işlemlerin uygulanacağını merakla bekliyor.
Eğitim alanında hukukun üstünlüğünün korunması, tüketicinin doğru bilgilendirilmesi ve gençlerin geleceğini ilgilendiren bu tür tanıtımların mevzuata uygunluğunun titizlikle denetlenmesi, kamu vicdanının ortak beklentisi hâline gelmiştir. Gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz.