2025-2026 eğitim öğretim yılının sona ermesinin ardından öğrenciler ve veliler yeni döneme hazırlanırken, İzmir’de faaliyet gösteren bazı kitap kafelerle ilgili dikkat çekici iddialar gündeme geldi. Öğrencilerin kitap okumak, ders çalışmak ve sosyalleşmek amacıyla kullandığı bazı mekânlarda, kendilerini öğretmen veya eğitimci olarak tanıtan kişiler tarafından ücretli özel ders ve öğrenci koçluğu hizmeti verildiği öne sürüldü.
İddiaların doğru olması hâlinde, söz konusu işletmelerin yalnızca kafe hizmeti sunup sunmadığının araştırılması gerektiği ifade edildi. Bir işletmede düzenli biçimde ders verilmesi, öğrencilerin belirli eğitimcilere yönlendirilmesi ve ücretli koçluk faaliyetlerinin yürütülmesi durumunda, buranın fiilen bir eğitim merkezine dönüşüp dönüşmediğinin ilgili kurumlarca açıklığa kavuşturulması istendi.
Konunun mali ve hukuki boyutuna da dikkat çekildi. Özel ders ve koçluk ücretlerinin kim tarafından tahsil edildiği, velilere fatura veya mali belge düzenlenip düzenlenmediği, elde edilen gelirlerin kayıt altına alınıp alınmadığı ve işletmenin bu faaliyetlerdeki rolünün ne olduğu soruldu. Kamu okullarında çalışan öğretmenlerin bu mekânlarda ücret karşılığında hizmet vermesi hâlinde ise durumun kamu görevlileri mevzuatı açısından ayrıca incelenmesi gerektiği vurgulandı.
Açıklamada, öğrencilerle kurulan güven ilişkisinin ticari yönlendirme aracına dönüşmemesi gerektiğinin altı çizildi. Öğrencilerin “özel ders almalısın” veya “koçluk hizmetine katılmalısın” şeklindeki yönlendirmelerle ücretli hizmetlere teşvik edilmesinin, veliler üzerinde ekonomik baskı oluşturabileceği belirtildi. Bu nedenle çocukların sınav kaygısı ve başarı isteğinin denetimsiz bir kazanç mekanizmasına dönüştürülmemesi çağrısında bulunuldu.
Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer, 2026-2027 eğitim öğretim yılı başlamadan önce Milli Eğitim müdürlükleri, belediyelerin ruhsat ve zabıta birimleri ile vergi yönünden yetkili kurumların koordineli denetim yapması gerektiğini ifade etti. Açıklamada, bütün kitap kafelerin veya öğretmenlerin zan altında bırakılmaması gerektiği belirtilirken, “Kitap kafe tabelası denetimsizliğin kalkanı olmamalı. Çocuklarımız müşteri, velilerin çaresizliği ise kazanç kapısı değildir” ifadelerine yer verildi.