Kumar oynayan veya insanları dolandıran bazı kişilerin davranışlarından haz aldığı sıkça dile getiriliyor. Ancak bu “haz” çoğu zaman basit bir keyif duygusundan çok daha karmaşık. Kumar söz konusu olduğunda risk, belirsizlik ve kazanma beklentisi beynin ödül mekanizmasını harekete geçirebiliyor.
Kişi kazandığında para elde ediyor, kaybettiğinde ise yeniden kazanma umuduyla oyuna dönüyor. Böylece zamanla amaç para kazanmaktan çıkıp, riskin ve beklentinin yarattığı heyecanı yeniden yaşamak haline gelebiliyor. Bu noktadan sonra kişinin kontrolünü kaybetmesi ve giderek daha büyük riskler alması mümkün hale geliyor.
Dolandırıcılık davranışında ise kimi bireylerde maddi çıkarın yanında farklı psikolojik ödüller bulunabiliyor. İnsanları ikna edebilmek, karşı tarafın güvenini kötüye kullanmak, yakalanmadan hareket edebildiğini görmek ya da çevresine karşı üstünlük kurduğunu düşünmek bazı kişilerde davranışı besleyen unsurlar haline gelebiliyor.
Asıl tehlike ise kumar kayıplarının dolandırıcılık ve başka yasa dışı kazanç yöntemleriyle finanse edilmeye başlanmasıyla ortaya çıkıyor. Para kaybı borca, borç para bulma baskısına, bu baskı yalan veya suça, elde edilen yeni para ise yeniden kumara dönüşebiliyor. Böylece hem kişi hem de çevresindeki insanlar giderek büyüyen bir zararın içine çekilebiliyor.
Başlangıçta “heyecan”, “güç” veya “kolay para” olarak görülen durum, zamanla ağır ekonomik kayıplar, aile çatışmaları, sosyal izolasyon ve hukuki sonuçlarla karşılaşılmasına neden olabiliyor. En kritik soru ise şu: İnsanı gerçekten bağımlı yapan para mı, kazanma ihtimali mi, yoksa riskin kendisi mi?