Kurtarıcılardan kurtulmak


Prof. Dr. Hakan Aydın isimli köşe yazarının Kurtarıcılardan kurtulmak başlıklı yazısı. Haber 7

Tarih: 21-08-2026 11:06

Kurtarıcılardan kurtulmak

Ne çekti bu zavallı millet kendisini “Fırka-i Nâciye” ilan edenlerden…

Türkiye’de kendisini kurtuluşun yegâne adresi gibi sunan dinî yapıların hikâyesi sadece dinî grupların hikâyesi değildir. Aynı zamanda dini uzun yıllar kamusal hayatın dışına itmeye çalışan ideolojik aklın da hikâyesidir.

Bir tarafta katı seküler vesayet… Diğer tarafta kendisini dinin ve kurtuluşun tek meşru adresi gibi sunan dinî vesayet.

Biri “makbul vatandaş”ın sınırlarını çizdi.

İki kurtuluş reçetesinin arasında kalan yine bu millet oldu. Elbette ki bu tür bir gündemi olmayan toplulukları kastetmiyoruz. Ancak sadece son on yılda ortalığa saçılanları göz önüne aldığınızda bile böyle bir şeyin olmadığından söz edebilir misiniz?

Din, toplumsal hayattan bir kararnameyle çıkarılabilecek bir şey değil. İnsanların dinini öğrenme ihtiyacını ortadan kaldıramazsınız. Dinî kimliğiyle kamusal hayatta var olmak isteyen birini yok sayamazsınız.

Kamusal alan daraldıkça din ortadan kaybolmadı.

Fırka-i Nâciyeler biraz da bu boşlukta kendilerine hem toplumsal zemin hem de meşruiyet üretti.

Dindar insanı sürekli “irtica” şüphesinin nesnesi hâline getirirseniz o insan kendisini güvende hissettiği topluluklara sığınır.

İnsanlar orada yalnızca dinî bilgi aramıyor; modern hayatın ruhlarında açtığı yaralara merhem, yalnızlıklarına yoldaş, savrulmalarına karşı direnç, güçsüzlüklerine dayanışma ve görünmezliklerine karşı “sen önemlisin” diyen bir ses arıyor. Bazen bir yapıya bağlayan şey inançtan önce, dışarıda bulunamayan o insani sıcaklık oluyor. “Bu sıcaklık için bu tür bir yapı şart mı?” “Camide, mahallede vb. yerlerde neden bu bağı kuramıyoruz?” diye de sorabilirsiniz. Maalesef İslam kardeşliği, cemaat ve tarikat kardeşliğini aşan bir boyuta geçemiyor.

Fırka-i Nâciye, İslam düşüncesinde “kurtuluşa eren topluluk” anlamında kullanılan klasik bir kavram. Buradaki mesele kimin Fırka-i Nâciye olduğu değil, kimin kendisini Fırka-i Nâciye ilan ettiğidir. Bir topluluk, kurtuluşun kapısını kendi kapısıyla karıştırmaya başladığında mensubuna şunu fısıldıyor: “Bizden ayrılabilirsin ama hakikatten de ayrılmış olursun.”

Kurtuluşun anahtarını elinde tuttuğuna inandıran kişi, insanın yalnızca bugününe değil, ebediyetine de hükmetmeye başlıyor. Ve sonunda, insanı Allah’a ulaştıran bir vasıta olmaktan çıkıp insanla Allah arasına yerleşen bir otoriteye dönüşebiliyor.

Sahabe, bizzat Hz. Peygamber’e, “Bu, Allah’ın emri mi, yoksa kendi görüşünüz mü?” diye sorabiliyordu. Hâl böyleyken bugün herhangi bir dinî önderin sözünü sorgulanamaz hâle getirmek nasıl dinî bir erdem sayılabilir?

Fırka-i Nâciye psikolojisinin en tehlikeli tarafı galiba bu: İtaati ibadet zannettirmek.

İnsanı Allah’a götürdüğünü söyleyen hiçbir yapı, insanın aklını kapının dışında bıraktırmamalıdır.

Çünkü aklın sustuğu yerde iman değil, otorite güçlenir.

Günümüzde meselenin çok daha ağır bir sonucu ile karşı karşıyayız. Dün dışlanmanın beslediği bu yapılar, bugün kendi ürettikleri yanlışlarla başka bir dışlanmanın, bu kez bizzat dine yönelen şüphenin kaynağına dönüşüyor.

Dine yöneltilen kimi eleştiriler artık yalnızca teorik tartışmalardan, ideolojik itirazlardan veya seküler çevrelerden beslenmiyor. Bizzat din adına konuşanların çelişkileri, istismarları, güç ve servet ilişkileri, sorgulamayı günah sayan tutumları ve insan iradesini teslim almaya çalışan pratikleri de bu şüpheleri besliyor.

İslam’a çağırdığını söyleyen kimi kişiler ve etraflarında şekillenen yapılar da sergiledikleri din anlayışıyla insanları İslam’dan uzaklaştırabiliyor. Bunu dijital mecralarda İslam’a davet iddiasıyla dini, dar bir sahihlik anlayışına hapsederek, Müslümanlığın sınırlarını tekfir, şirk ve bid‘at üzerinden çizerek yapıyorlar. İslam bunların elinde kuşatıcı bir anlam dünyasından çıkarak yasaklayıcı ve cezalandırıcı bir normlar bütününe dönüşüyor.

Sosyal medya bu dönüşümü daha da hızlandırdı. Bir kişinin veya yapının yanlışlığı saniyeler içinde “İslam işte budur” iddiasının malzemesine dönüşüyor. Böylece kendisini dinîn savunucusu olarak gören bazı aktörler, farkında olarak veya olmayarak dine yönelik şüphe üretiminin ham maddesi haline geliyor.

Tüm bunlar bir dinî yapıya duyulan öfkenin, bir din adamına duyulan güvensizliğin, bir cemaatte yaşanan istismarın İslam’ın kendisine yöneltilmesine neden olabiliyor.

Bu yüzden bugün bir dinî yapının sorumluluğu yalnızca kendi mensuplarına karşı değildir. Söylediği her sözün, kurduğu her ilişkinin ve sergilediği her yanlışın dinin toplumsal algısına nasıl yansıdığını da düşünmek zorundadır.

Çözüm dini yeniden kamusal hayatın dışına sürmek değildir.

Çözüm, dini bir takım kişi ve grupların tekeline bırakmak da değildir.

İnsanların inançlarını Kur’an ve Sünnet ekseninde özgürce yaşayabildiği,

Dinî kişi veya grupların, bireysel veya örgütsel çıkar hesaplarının esiri olmadığı,

Hiç bir dinî kişiliğin veya topluluğun hukuk ve adalet dışına çıkamadığı,

Din eğitiminin erişilebilir olduğu ama çocukların kişiliklerinin teslim alınmadığı,

Dinî toplulukların var olabildiği ama mali ve kurumsal şeffaflıktan kaçamadığı,

Ve belki hepsinden önemlisi, hiçbir kişinin veya grubun İslam’ın kendisiymiş gibi davranamadığı bir toplumsal düzen…

Çünkü hiçbir dinî yapının hatası, İslam’ın hatası değildir. Hiçbir dinî liderin çöküşü, dinin çöküşü değildir. Hiçbir cemaat, kurtuluşun tapusuna sahip değildir.

İnsanın inancını rehin alan yapılar hem devlete hem millete hem de İslam’a ciddi bedeller ödetti. Millet artık yeni bir “kurtarıcı fırka” aramıyor; kendisini kurtarıcılardan kurtaracak bir toplumsal akıl arıyor.

Maksat kurtuluşa ermekse, ölçü aslında berrak: Hz. Peygamber farzları öğrenip “Bunlara ne eklerim ne de eksiltirim” diyen bedevî için “Doğru söylüyorsa kurtuluşa ermiştir” buyurmuştur. Herhâlde şekilsel bir ifadan çok insanları kötülükten ve hayâsızlıktan alıkoyacak tarzda bir edadan söz edilmektedir.

Ezcümle, kurtuluşun yolu bir fırkaya ya da kişiye sadakatten değil, İslam’a teslim olmaktan geçiyor.




Bu haber 34243 defa okunmuştur.


Etiketler :


Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.


FACEBOOK YORUM Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EKONOMİ Haberleri

YAZARLAR

ÇOK OKUNAN HABERLER

HAVA DURUMU

İzmir
Parçalı bulutlu
7°
Rüzgar 13 km/s
Cumartesi
Bulutlu
6° / 12°
Pazar
Bulutlu
7° / 16°
Pazartesi
Bulutlu
7° / 16°

PUAN DURUMU

Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 26 20 2 4 62 18 64 +44
2 Fenerbahçe 26 16 1 9 57 27 57 +30
3 Trabzonspor 26 17 3 6 52 29 57 +23
4 Beşiktaş 26 14 5 7 47 30 49 +17
5 Göztepe 26 11 5 10 30 20 43 +10
6 Başakşehir FK 26 12 8 6 44 30 42 +14
7 Samsunspor 26 8 7 11 29 31 35 -2
8 Kocaelispor 26 9 11 6 23 27 33 -4
9 Gaziantep FK 26 8 9 9 35 42 33 -7
10 Çaykur Rizespor 26 7 10 9 32 36 30 -4
11 Alanyaspor 26 5 8 13 28 32 28 -4
12 Konyaspor 26 6 11 9 30 39 27 -9
13 Gençlerbirliği 26 6 13 7 28 36 25 -8
14 Kasımpaşa 26 5 12 9 22 36 24 -14
15 Antalyaspor 26 6 14 6 25 43 24 -18
16 Eyüpspor 26 5 14 7 19 37 22 -18
17 Kayserispor 26 3 12 11 20 48 20 -28
18 Fatih Karagümrük 26 4 17 5 24 46 17 -22
Veri kaynağı: Resmî TFF puan cetveli · Güncelleme: 2026-03-16 15:05:00
Şans Oyunları

ANKET | TÜM ANKETLER

SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ

NAMAZ VAKİTLERİ

nöbetçi eczaneler