Meis'te Kararlılık: Türkiye Neden Geri Adım Atmamalı


Cihad İslam Yılmaz isimli köşe yazarının Meis'te Kararlılık: Türkiye Neden Geri Adım Atmamalı başlıklı yazısı. Haber 7

Güncelleme: 28-09-2026 12:06:00 Tarih: 28-09-2026 11:06

Meis'te Kararlılık: Türkiye Neden Geri Adım Atmamalı

Eylül ayının ilk haftasında Doğu Akdeniz'de yaşananlar, aslında on yıllardır süregelen bir meselenin sahadaki en somut yansımalarından biriydi. TÜBİTAK MARMARA araştırma gemisinin Meis Adası açıklarında bilimsel çalışma yapacağını duyuran NAVTEX'e Atina'nın karşı NAVTEX ile yanıt vermesi, ardından geminin rotasını değiştirmeden çalışmalarına devam etmesi, denizaltı ve İHA'ların bölgede karşılıklı konuşlanması — bütün bunlar tek bir soruyu yeniden gündeme taşıdı: On kilometrekarelik bir kayalık parçası, kıyısından 580 kilometre uzaktaki bir ana karaya, Türkiye'nin burnunun dibinde 40 bin kilometrekareye varan bir deniz yetki alanı üretebilir mi? Bu sorunun cevabı hayır ise, Türkiye'nin son hamlesi sadece meşru değil, aynı zamanda gerekliydi.

Coğrafyanın Mantığına Karşı Hukukun Suistimali

Uluslararası deniz hukukunun temel ilkelerinden biri, "kara hakimdir deniz üzerinde" prensibidir. Bu ilke, bir devletin deniz yetki alanlarının, o devletin kara ülkesinin coğrafi büyüklüğü ve konumuyla orantılı olması gerektiğini söyler. Meis örneğinde bu orantı tamamen tersine dönmüştür: Anadolu'nun güney kıyısına sadece birkaç kilometre mesafedeki minik bir ada, binlerce kilometrekarelik Türk kıta sahanlığını ve münhasır ekonomik bölgesini gasp edecek şekilde yorumlanmaya çalışılmaktadır. Bu, hukukun lafzına değil, ruhuna aykırıdır.

Yunanistan'ın dayanak olarak öne sürdüğü sözde "Sevilla Haritası" ise zaten bağlayıcı bir hukuki belge değildir. 2000'li yılların başında Avrupa Parlamentosu'na sunulmak üzere hazırlanmış bir taslak niteliğindeki bu harita, ne bir uluslararası antlaşmanın parçasıdır ne de bir mahkeme kararının sonucudur. Nitekim geçmişte ABD ve AB yetkilileri tarafından da bu haritanın bağlayıcılığı defalarca reddedilmiştir. Uluslararası Adalet Divanı'nın Libya-Malta (1985) ve daha yakın tarihli Karadeniz (Romanya-Ukrayna, 2009) davalarındaki içtihatları da küçük adaların büyük deniz alanları üretemeyeceği yönündeki eğilimi pekiştirmektedir. Dolayısıyla Türkiye'nin bu haritayı tanımaması, keyfi bir tutum değil, emsal teşkil eden yargı pratiğiyle uyumlu bir pozisyondur.

NAVTEX Krizi: Kim Provokatör, Kim Kararlı?

Sahadaki gelişmelere bakıldığında ortaya çıkan tablo nettir: Türkiye, kendi ilan ettiği bilimsel araştırma sahasında faaliyetine başlamış, Yunanistan'ın itirazına rağmen geri adım atmamıştır. Bu, bir tırmanma arayışı değil, kendi hükümranlık iddialarının sahada somutlaştırılmasıdır. Devletler için deniz yetki alanı iddialarını yalnızca diplomatik notalarla değil, fiili faaliyetlerle de desteklemek önemlidir; aksi halde yıllar içinde "sessiz kalma" veya "zımni kabul" gibi hukuki argümanlarla karşı tarafın elini güçlendirmiş olursunuz. Türkiye'nin TÜBİTAK MARMARA'yı geri çekmemesi, tam da bu nedenle stratejik bir zorunluluktu.

Öte yandan, Yunanistan'ın Meis'e sahil güvenlik botu göndermesi ve Heron İHA'sıyla bölgede keşif uçuşu yapması, bu krizde tek taraflı bir "mağduriyet" anlatısının inandırıcı olmadığını göstermektedir. İki taraf da sahada varlık göstermiş, ancak yalnızca Türkiye kendi ilan ettiği bilimsel programı kesintisiz sürdürmüştür. Bir Türk denizaltısının Kaş'a konuşlanması ise sembolik bir mesajdan öte, sahadaki caydırıcılığın altını çizen somut bir adımdır: Türkiye, Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını yalnızca söylemle değil, gerektiğinde askeri varlıkla da koruyacağını göstermektedir.

Meis'in Deniz Bağlantısını Sınırlamak: Orantılı Bir Karşılık

Türkiye'nin Meis'in Yunanistan anakarasıyla deniz bağlantısını sınırlandırma kararı da bu bağlamda okunmalıdır. Meis, coğrafi olarak Türkiye kıyılarına bitişik durumdadır; adanın lojistik ve ekonomik hayatiyeti önemli ölçüde Türkiye üzerinden sağlanan feribot ve ticaret bağlantılarına dayanmaktadır. Yunanistan'ın maksimalist deniz yetki alanı iddialarını sahada agresif adımlarla (sahil güvenlik gemisi sevki gibi) desteklemeye çalıştığı bir dönemde, Türkiye'nin elindeki bu lojistik kaldıracı bir karşı-denge unsuru olarak kullanması sürpriz değildir. Bu, savaş provokasyonu değil, düşük yoğunluklu ama etkili bir diplomatik-ekonomik baskı aracıdır — devletlerin kendi egemenlik alanları içinde her zaman başvurduğu türden bir araçtır.

Ayrıca unutulmamalıdır ki bu adım, uluslararası hukukun devletlere tanıdığı egemenlik haklarının bir sonucudur: Bir devlet, kendi karasuları ve kıyı bölgesindeki geçiş ve bağlantı düzenlemelerini kendi ulusal çıkarları doğrultusunda şekillendirme hakkına sahiptir. Türkiye bu hakkını, tırmanma yaratmadan ama net bir mesajla kullanmıştır.

Bu krizi salt bir "ada" meselesi olarak görmek yanıltıcı olur. Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynakları, deniz taşımacılığı rotaları ve bölgesel güç dengeleri, kimin hangi sularda egemenlik iddia edebileceği sorusunu jeostratejik açıdan hayati kılmaktadır. Türkiye, 2019'da Libya ile imzaladığı Deniz Yetki Alanları Mutabakat Muhtırası'ndan bu yana, Doğu Akdeniz'de kendi kıta sahanlığı tezini sistematik biçimde inşa etmektedir. Meis merkezli maksimalist Yunan iddiaları kabul edildiği takdirde, Türkiye'nin güney kıyılarının önemli bir bölümü fiilen deniz yetki alanından mahrum kalacak, bu da hem enerji arama faaliyetlerini hem de ulusal güvenlik çıkarlarını doğrudan tehdit edecektir. Dolayısıyla Türkiye'nin bu konuda taviz vermemesi, yalnızca sembolik bir gurur meselesi değil, somut ekonomik ve stratejik çıkarların korunmasıdır.




Bu haber 34215 defa okunmuştur.


Etiketler :


Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.


FACEBOOK YORUM Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR

ÇOK OKUNAN HABERLER

HAVA DURUMU

İzmir
Parçalı bulutlu
7°
Rüzgar 13 km/s
Cumartesi
Bulutlu
6° / 12°
Pazar
Bulutlu
7° / 16°
Pazartesi
Bulutlu
7° / 16°

PUAN DURUMU

Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 26 20 2 4 62 18 64 +44
2 Fenerbahçe 26 16 1 9 57 27 57 +30
3 Trabzonspor 26 17 3 6 52 29 57 +23
4 Beşiktaş 26 14 5 7 47 30 49 +17
5 Göztepe 26 11 5 10 30 20 43 +10
6 Başakşehir FK 26 12 8 6 44 30 42 +14
7 Samsunspor 26 8 7 11 29 31 35 -2
8 Kocaelispor 26 9 11 6 23 27 33 -4
9 Gaziantep FK 26 8 9 9 35 42 33 -7
10 Çaykur Rizespor 26 7 10 9 32 36 30 -4
11 Alanyaspor 26 5 8 13 28 32 28 -4
12 Konyaspor 26 6 11 9 30 39 27 -9
13 Gençlerbirliği 26 6 13 7 28 36 25 -8
14 Kasımpaşa 26 5 12 9 22 36 24 -14
15 Antalyaspor 26 6 14 6 25 43 24 -18
16 Eyüpspor 26 5 14 7 19 37 22 -18
17 Kayserispor 26 3 12 11 20 48 20 -28
18 Fatih Karagümrük 26 4 17 5 24 46 17 -22
Veri kaynağı: Resmî TFF puan cetveli · Güncelleme: 2026-03-16 15:05:00
Şans Oyunları

ANKET | TÜM ANKETLER

SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ

NAMAZ VAKİTLERİ

nöbetçi eczaneler