Bunun Farkındamısınız.
Eskiden diyerek başlamak istemiyorum söze, klasik klişe bir cümle olur.
Fakat eski dönemlerde bir ilk okul mezunu dahi yazdığı dilekçe, kullandığı dil, anlam yüklediği cümlelerle şimdiki lise mezunlarını cebinden çıkaracak şekilde donatılıp bilgilendirilirken neden şimdi ilk, orta ve lise mezunu bir çocuğumuz bir dilekçe yazacak kadar donanımlı değil.
Hiç düşündünüzmü?
Henüz ilk okul çağlarında aileler çocuklarını öğretmene teslim ederken kullandıkları cümle şöyleydi ' eti senin kemiği benim' peki ne olduda bu cümle yerini sakın çocuğumu 'sıkıştırıp zorlama' şekline dönüştü.
Okulda öğretmeninden azar işiten hatta tırnak uçlarına cetvel yiyen öğrenci ailesine bunu anlatma cesareti gösteremezdi.
Çünkü; Anne baba öğretmen için şu ifadeyi kullanırdı. 'ellerine sağlık, demekki hak etmişsin yoksa bir öğretmen kendisine emanet edilen çocuğu ne azarlar nede döver' denilirdi.
Hatta böyle bir durumla karşılaşan ebeveyinler evde çocuğa ayrıca ders cezası verir birgün öğretmeni ile karşılaştığında ise yüzüne baka baka cesaretlendirerek hatta biraz mahcup bir vaziyette öğretmenim iyi yapmışsın derdi.
Peki ne olduda şimdi öğretmen bir çocuğa derste kurallara uy çocuğum deme cesaretini gösteremez.
Nedeni açık ve net olarak ortada.
Müfredatta kalma yok.
Öğrenme isteği olmayan çocuğa zorlama yok.
Kurallara uyacaksın deme zorunluluğu yok.
Tüm bunların yanında öğretmene yüklenen sorumluluk çok.
Bir öğrencinin öğrenmeme lüksü yoktur.
Öğrenemeyen öğrenci olmaz öğretemeyen öğretmen olur diye müfredatta ilginç ve anlamsız kurallar çoktur.
Tüm bu olumsuzluklar içerisinde dahi eli öpülesi öğretmenlerin öğretememe mazereti olmamalıdır.
Kendilerine teslim edilen öğrenciler eğitilmeli cehaletten uzak tutulmalıdır.
Geleceğimiz onlarsa eğer müfredat içerisindeki anlamsız ve garip uygulamalardan korkmadan cesaretle hatta inisiyatif alınarak geleceğimiz olan çocuklarımız hiç olmazsa ilk okulda yazdığı okunacak şekilde eğitilmelidir.
Müfredat içerisine takılıp bunalıma girlmemelidir.
Bu millet bu ülkenin öğretmen ordusunun çektiği sıkıntıyı yaşadığı olumsuzlukları bilmekte olup onlara genci ve yaşlısı ile güven duymaktadır.
Cehaletin düşmanı insiyatif alarak eğitim için canını dişine takarak herbir öğrenciyi kendi evladı gibi gören yürekli öğretmenlerimize selam olsun...
İbrahim Erdem Karabulut..