<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>SAĞLIK - Son Dakika Haber Net - Güncel Haberler ve Son Dakika Gelişmeleri</title>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/saglik/</link>
<description>sağlık ile ilgili güncel haberler</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://www.sondakikahabernet.com</copyright>
<image>
<title>https://www.sondakikahabernet.com</title>
<url>
https://www.sondakikahabernet.com/images/genel/logo_20260325_163641_5471.jpg
</url>
<link>https://www.sondakikahabernet.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Kanser tedavisinde yeni odak noktası! Uzman isim uyardı: Doğrudan etkiliyor!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/kanser-tedavisinde-yeni-odak-noktasi-uzman-isim-uyardi-dogrudan-etkiliyor.webp" width="250"><br><p>Bağırsaklarda yaşayan faydalı bakteriler, yalnızca sindirim sistemi için değil, kanser tedavisinin etkinliği açısından da kritik rol oynuyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Doç. Dr. Atakan Topçu, bağırsak sağlığının bozulmasının tedavi sürecini zorlaştırabileceğini söyledi.</p>

<h3>YAN ETKİLER TEDAVİ SÜRECİNİ ZORLAŞTIRIYOR</h3>

<p>Kanser tedavisi sırasında sık görülen ağız yaraları, mukozit, ishal ve kabızlık gibi sorunların bağırsak bariyerini bozduğunu belirten Doç. Dr. Topçu, “Bu durumlar tedaviye uyumu zorlaştırabilir. Ancak bağırsak sağlığı iyi olan hastalarda hem yan etkiler daha az görülür hem de tedaviye uyum artar” diye konuştu. Bağırsak dengesini bozan en önemli faktörlerden birinin gereksiz antibiyotik kullanımı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Topçu, “Antibiyotikler faydalı bakterileri azaltarak mikrobiyotayı olumsuz etkileyebilir” dedi.</p>

<p></p>

<h3>PROBİYOTİK HER HASTAYA UYGUN DEĞİL</h3>

<p>Probiyotik kullanımının her hasta için uygun olmadığını belirten Doç. Dr. Topçu, “Özellikle bağışıklık sistemi zayıf hastalarda probiyotikler risk oluşturabilir. Bu nedenle mutlaka hekim önerisiyle kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.Hastalara liften zengin, dengeli ve doğal beslenme önerdiklerini belirten Doç. Dr. Topçu, “Bağırsak sağlığı yalnızca destekleyici değil, tedaviye yön veren bir faktördür. Doğru beslenme ve erken müdahale ile tedaviye uyum artırılabilir” dedi.</p>

<h3>TEDAVİYE YANITI DOĞRUDAN ETKİLİYOR</h3>

<p>Bağırsak sağlığının artık sadece bir destek değil, tedavinin önemli bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Topçu, “Mikrobiyota dengesi iyi olan hastalarda tedaviye yanıt daha olumlu oluyor” diye konuştu.</p>

            
        

        
                    
                KAYNAK : Haber7]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/kanser-tedavisinde-yeni-odak-noktasi-uzman-isim-uyardi-dogrudan-etkiliyor/15259/</link>
<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 01:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ebola kabusu büyüyor! Afrika sınırını aştı, 2 ülkede daha alarm verildi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/ebola-kabusu-buyuyor-afrika-sinirini-asti-2-ulkede-daha-alarm-verildi.webp" width="250"><br><p>Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde (DKC) Bundibugyo suşunun yol açtığı Ebola salgınıyla mücadele sürerken, hastaneden gelen iyileşme haberleri küresel sağlık kamuoyuna umut verdi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Bunia kentinde tedavi gören dört hemşire ve bir laboratuvar çalışanının tamamen iyileşerek taburcu edildiğini duyurdu.</p>

<p>Erken teşhis ve tıbbi bakımın hayat kurtardığını vurgulayan yetkililer, salgına karşı müdahalenin yoğunlaştırılmasıyla iyileşenlerin sayısının artmasını bekliyor. Ancak Kongo'da vaka sayısı 282’ye, can kaybı ise 42’ye yükselirken, virüs şüphesi ilk kez Afrika kıtasının dışına, Brezilya ve İtalya'ya kadar ulaştı.</p>

<p></p>

<h3>İYİLEŞMEK MÜMKÜN</h3>

<p>DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, salgının merkez üslerinden Ituri eyaletinin başkenti Bunia’ya gerçekleştirdiği ziyarette önemli açıklamalarda bulundu. Ghebreyesus, Ebola’nın bu belirli türü için henüz lisanslı bir aşı veya özel bir tedavi bulunmadığını kabul etti.</p>

<p>Buna karşılık, iyi bir destekleyici tıbbi bakım ve erken müdahale ile hastalığın ölümcül olmaktan çıkabileceğini belirten Genel Direktör, taburcu edilen sağlık çalışanlarının bunun en büyük kanıtı olduğunu ifade etti.</p>

<p></p>

<h3>SALGIN HIZLI YAYILIYOR</h3>

<p>Ülke tarihindeki 17. Ebola salgını olan bu dalga, keşfedilmesinden bu yana yaşanan en büyük üçüncü salgın olarak kayıtlara geçti. Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, geç başlayan uluslararası müdahale nedeniyle virüsün bölgesel olarak yayılma riskinin gerçeğe dönüştüğünü açıkladı.</p>

<p>Yetkililer, şu an için kıta genelinde bin 100'den fazla şüpheli vakanın inceleme altında olduğunu bildiriyor.</p>

<p></p>

<h3>BREZİLYA VE İTALYA'DA ALARM VERİLDİ</h3>

<p><strong>Salgın bölgelerine seyahat geçmişi olan kişilerin ülkelerine dönmesiyle birlikte Brezilya ve İtalya’da alarm durumuna geçildi.</strong> <strong>Brezilya'nın Sao Paulo ve Rio de Janeiro kentlerinde yüksek ateş şikayetiyle başvuran iki hastada menenjit ve sıtma tespit edildi;</strong> ancak sağlık yetkilileri bu teşhislerin Ebola olasılığını tamamen ortadan kaldırmadığını belirterek takibi sürdürüyor.</p>

<p><strong>İtalya'nın Sardinya adasında ise DKC'den dönen ve belirti gösteren bir yolcu için acil durum protokolleri devreye sokuldu.</strong> İtalya Sağlık Bakanlığı, hastanın test sonucunun negatif çıktığını duyurarak ülkede Ebola riskinin hala çok düşük olduğunu açıkladı.</p>

<p><strong>Kongo'da Ebola alarmı: DSÖ Genel Direktörü salgın bölgesine hareket etti</strong></p>

            
        

        
                    
                KAYNAK : CNN International]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/ebola-kabusu-buyuyor-afrika-sinirini-asti-2-ulkede-daha-alarm-verildi/15114/</link>
<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>4 kadından 1'inde görülüyor! Profesörden önemli uyarı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/4-kadindan-1inde-goruluyor-profesorden-onemli-uyari.webp" width="250"><br><p>Her dört kadından birinde görülen bu tablo 35 yaşından sonra hızlanıyor; ancak Akdeniz tipi beslenme, ideal kilo ve stresten uzak bir yaşam tarzıyla üreme potansiyelini korumak mümkün.</p>

<p>Günümüzde değişen yaşam koşulları, kadınların çocuk sahibi olma planlarını ileri yaşlara bırakmasına neden oluyor. Ancak yaşın ilerlemesiyle birlikte kadın üreme sağlığının en önemli göstergelerinden biri olan yumurtalık (over) rezervi azalıyor.</p>

<p><strong><em>Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Murat Ekin,</em></strong> gebelik planlarını erteleyenleri yakından ilgilendiren güncel verileri paylaştı. Düşük yumurtalık rezervinin günümüzde ciddi bir artış gösterdiğini belirten Ekin, beslenme ve yaşam tarzının doğurganlık üzerindeki belirleyici etkisine dikkat çekti. </p>

<p></p>

<h3>YUMURTALIK REZERVİ YAŞLA BİRLİKTE AZALIYOR</h3>

<p>Yumurtalık rezervinin, yumurtalıklarda bulunan üreme hücrelerinin toplamını ifade ettiğini belirten Prof. Dr. Ekin,<strong> “Bu rezervi belirleyen en önemli faktör yaştır. 20’li ve 30’lu yaşlarda en yüksek seviyededir, 30’dan sonra azalmaya başlar ve 35 yaş sonrası bu düşüş hızlanır.” </strong>dedi.</p>

<p>Son yıllarda yapılan çalışmaların bu konuda dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Ekin, <strong>“Düşük over rezervi neredeyse her 4 kadından birinde karşımıza çıkabiliyor.”</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Uzman isimden uyarı! 'Hemoroid' sanılan şikayetler kanser çıkabilir</strong></p>

<p><strong>İllet hastalık genç yaşta ortaya çıkıyor! Uzman isim belirtilerini anlattı </strong></p>

<p><strong>Uzman isim çocukları miyopiden korumanın yollarını açıkladı </strong></p>

<p><strong>GENETİK VE YAŞAM TARZI BELİRLEYİCİ</strong></p>

<p>Yumurtalık rezervinde genetik faktörlerin de önemli rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Ekin, <strong><em>“Ailesinde erken menopoz öyküsü olan kadınların daha dikkatli olması gerekiyor”</em></strong> dedi. Bunun yanı sıra endometriozis, geçirilmiş yumurtalık ameliyatları, kemoterapi ve radyoterapi gibi durumların da riski artırdığını belirtti.</p>

<p>Günümüzde evlilik yaşının yükselmesi ve çocuk planlarının ertelenmesinin de bu süreci daha kritik hale getirdiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p><strong>SAĞLIKLI YAŞAM YUMURTALIKLARI KORUR</strong></p>

<p>Yumurtalık sağlığını korumak için yaşam tarzının büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Ekin, <em><strong>“Stresten uzak durmak, kaliteli uyku ve ideal kilonun korunması bu süreçte kritik rol oynar.”</strong></em> dedi.</p>

<p>Haftada en az 2-2,5 saat egzersiz yapılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Ekin,<strong><em> “Beden kitle indeksinin 25’in altında olması yumurtalık fonksiyonlarını destekler.”</em></strong> ifadelerini kullandı. Sigara, alkol ve kimyasal toksinlerden uzak durulması gerektiğini de vurguladı.</p>

<p><strong>BESLENME DOĞURGANLIĞI DOĞRUDAN ETKİLİYOR</strong></p>

<p>Beslenmenin yumurtalık sağlığı üzerindeki etkisine değinen Prof. Dr. Ekin, <strong><em>“Fast food ve yüksek glisemik indeksli gıdalardan uzak durulmalı, Akdeniz tipi beslenme tercih edilmelidir.”</em></strong> dedi.</p>

<p>Badem, ceviz, avokado gibi besinlerin yanı sıra A, C, D ve E vitaminlerinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Ekin,<strong><em> “Omega-3, çinko ve selenyum gibi destekler de bu süreçte oldukça faydalıdır.. Yumurtalık rezervi düzenli kontrollerle takip edilmesi gerekir. AMH testi ve ultrason ile yumurtalık rezervini değerlendirebiliyoruz.. Rezervin azaldığı durumlarda farklı tedavi seçeneklerinin devreye girebiliyor. Gerekli durumlarda yumurta dondurma ya da bazı destek tedavilerle hastalarımıza alternatifler sunabiliyoruz.”</em></strong> dedi.</p>

            
        

        
                    
                KAYNAK : Haber7]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/4-kadindan-1-inde-goruluyor-profesorden-onemli-uyari/15031/</link>
<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Şekersiz Hayat: Adım Adım Geçiş Rehberi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/sekersiz-hayat-adim-adim-gecis-rehberi.webp" width="250"><br><p>Neden Şekeri Azaltmalıyız?</p>

<p>Ani enerji yükselişi-düşüşü<br>
Kilo alma<br>
Cilt sorunları<br>
Bağımlılık yapıcı etki<br>
Bağışıklık sistemi zayıflama</p>

<p>4 Haftalık Geçiş Planı<br>
1. Hafta: Farkındalık</p>

<p>Ne kadar şeker tükettiğinizi not edin<br>
Etiket okumaya başlayın<br>
Şekerli içecekleri yarıya indirin</p>

<p>2. Hafta: Azaltma</p>

<p>Çay-kahveye şeker atmayın<br>
Meşrubat yerine maden suyu<br>
Tatlı yerine meyve</p>

<p>3. Hafta: Alternatifler</p>

<p>Bal, hurma, pekmez (az miktarda)<br>
Tarçın (doğal tatlılık)<br>
Muz, kuru meyve (atıştırmalık)</p>

<p>4. Hafta: Yeni Alışkanlık</p>

<p>Şekersiz beslenme rutine giriyor<br>
Damak tadı değişiyor<br>
Enerji dengesi kuruluyor</p>

<p>Şeker Krizlerini Atlatma<br>
Ani istek gelince:</p>

<p>1 bardak su için<br>
10 dakika bekleyin<br>
Fındık, badem atıştırın<br>
Tarçınlı elma yiyin</p>

<p>Gizli Şeker Kaynakları</p>

<p>Ketçap, sos<br>
Meyve suyu<br>
Yoğurt (aromalı)<br>
Ekmek<br>
Hazır çorba</p>

<p>Kural: Her zaman etiket okuyun.<br>
Doğal Tatlandırıcılar</p>

<p>Hurma: Tatlılarda kullanın<br>
Bal: Az miktarda<br>
Stevia: Sıfır kalori<br>
Hindistan cevizi şekeri: Düşük glisemik</p>

<p>Şekersiz Atıştırmalıklar</p>

<p>Fındık, badem, ceviz<br>
Taze meyve<br>
Peynir<br>
Haşlanmış yumurta<br>
Havuç-salatalık çubukları</p>

<p>Faydaları (1 Ayda)</p>

<p>Enerji daha dengeli<br>
Cilt parlıyor<br>
Kilo kaybı başlıyor<br>
Uyku kalitesi artıyor<br>
Konsantrasyon iyileşiyor</p>]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/sekersiz-hayat-adim-adim-gecis-rehberi/15006/</link>
<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bağırsak Sağlığı: Probiyotiklerin Gücü</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/bagirsak-sagligi-probiyotiklerin-gucu.webp" width="250"><br><p>Probiyotik Nedir?<br>
Bağırsakta yaşayan faydalı bakterilerdir. Sindirim, bağışıklık ve hatta ruh hali üzerinde etkili.<br>
Bağırsak-Beyin Bağlantısı:<br>
Bağırsak "ikinci beyin" olarak adlandırılıyor. Serotoninin %90'ı bağırsakta üretiliyor.<br>
En İyi Probiyotik Kaynaklar<br>
Fermente Gıdalar</p>

<p>Yoğurt: En kolay kaynak, günlük tüketin<br>
Kefir: Yoğurttan daha güçlü<br>
Turşu: Doğal fermente (sirke değil, tuzlu su)<br>
Kimchi: Kore turşusu, güçlü probiyotik<br>
Kombucha: Fermente çay<br>
Miso: Japon mutfağı, çorbada kullanın<br>
Tempeh: Fermente soya</p>

<p>Prebiyotik Kaynaklar (Probiyotiği Besler)</p>

<p>Sarımsak, soğan<br>
Pırasa<br>
Muz (olgunlaşmamış)<br>
Yulaf<br>
Elma</p>

<p>Günlük Probiyotik Rutini<br>
Sabah:</p>

<p>1 kase yoğurt veya kefir<br>
Üzerine muz, yulaf</p>

<p>Öğle:</p>

<p>Turşu (yanında)<br>
Miso çorbası</p>

<p>Akşam:</p>

<p>Fermente sebze<br>
Kefir</p>

<p>Bağırsak Dostu Alışkanlıklar</p>

<p>Bol su (günde 2-3 litre)<br>
Lif açısından zengin beslenme<br>
Stres yönetimi (stres bağırsağı etkiler)<br>
Düzenli uyku<br>
Egzersiz</p>

<p>Bağırsak Sağlığı Bozukluğu Belirtileri</p>

<p>Şişkinlik, gaz<br>
Kabızlık veya ishal<br>
Yorgunluk<br>
Cilt sorunları<br>
Ruh hali değişimleri</p>

<p>Probiyotik Takviye<br>
Ne Zaman Gerekli:</p>

<p>Antibiyotik sonrası<br>
Sık sindirim problemi<br>
Stresli dönemler</p>

<p>Dikkat: Takviyeden önce doktora danışın.<br>
Ev Yapımı Probiyotik Yoğurt</p>

<p>1 litre süt<br>
2 yemek kaşığı yoğurt (maya)<br>
43°C'de 6-8 saat mayalayın</p>]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/bagirsak-sagligi-probiyotiklerin-gucu/15005/</link>
<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İltihaplanmaya Karşı: Antiinflamatuar Beslenme</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/iltihaplanmaya-karsi-antiinflamatuar-beslenme.webp" width="250"><br><p>İltihaplanma Nedir?<br>
Vücudun zararlı uyaranlara karşı savunma tepkisi. Akut iltihaplanma koruyucu, kronik iltihaplanma zararlı.<br>
Kronik İltihaplanma Belirtileri:</p>

<p>Sürekli yorgunluk<br>
Eklem ağrıları<br>
Sindirim sorunları<br>
Cilt problemleri<br>
Sık hastalanma</p>

<p>En Güçlü Antiinflamatuar Besinler<br>
Baharatlar</p>

<p>Zerdeçal: Kurkumin içerir, en güçlü<br>
Zencefil: Eklem ağrısına karşı<br>
Tarçın: Kan şekerini dengeler<br>
Karabiber: Zerdeçal emilimini artırır (birlikte kullanın)</p>

<p>Meyveler</p>

<p>Yaban mersini<br>
Kiraz<br>
Nar<br>
Avokado<br>
Zeytinyağı</p>

<p>Sebzeler</p>

<p>Ispanak, roka<br>
Brokoli<br>
Lahana<br>
Sarımsak, soğan</p>

<p>Yağlar</p>

<p>Zeytinyağı (en önemli)<br>
Balık yağı (omega-3)<br>
Hindistan cevizi yağı</p>

<p>Kuruyemişler</p>

<p>Ceviz (omega-3 açısından zengin)<br>
Badem<br>
Keten tohumu</p>

<p>Günlük Antiinflamatuar Menü<br>
Kahvaltı:</p>

<p>Yulaf + yaban mersini + ceviz<br>
Yeşil çay</p>

<p>Öğle:</p>

<p>Zeytinyağlı sebze yemeği<br>
Tam tahıllı ekmek<br>
Roka salatası</p>

<p>Akşam:</p>

<p>Somon veya sardalya<br>
Buharda brokoli<br>
Zerdeçallı pilav</p>

<p>Ara Öğün:</p>

<p>Nar suyu<br>
Badem</p>

<p>Altın Süt Tarifi<br>
Malzemeler</p>

<p>1 su bardağı süt (veya badem sütü)<br>
1 çay kaşığı zerdeçal<br>
1/2 çay kaşığı tarçın<br>
1/4 çay kaşığı karabiber<br>
1 çay kaşığı bal</p>

<p>Yapım: Isıtın, karıştırın, için.<br>
Özellik: Güçlü antiinflamatuar içecek<br>
Zerdeçal Çayı<br>
Malzemeler</p>

<p>1 çay kaşığı zerdeçal<br>
1 çay kaşığı zencefil (taze veya toz)<br>
1 limon suyu<br>
1 çay kaşığı bal<br>
2 su bardağı su</p>

<p>Yapım: Kaynatın, süzün, için.<br>
Kaçınılması Gereken Besinler<br>
İltihaplanmayı Artıranlar:</p>

<p>Şeker ve şekerli içecekler<br>
İşlenmiş gıdalar<br>
Trans yağlar (hazır gıda)<br>
Kırmızı et (fazla)<br>
Alkol<br>
Beyaz un ürünleri</p>

<p>Omega-3 ve Omega-6 Dengesi<br>
Sorun: Modern beslenme omega-6 ağırlıklı (iltihaplanma artırır).<br>
Çözüm: Omega-3 artırın:</p>

<p>Haftada 2-3 kez balık<br>
Keten tohumu<br>
Ceviz<br>
Balık yağı takviyesi</p>

<p>Antiinflamatuar Smoothie<br>
Malzemeler</p>

<p>1 su bardağı ıspanak<br>
1/2 avokado<br>
1 su bardağı yaban mersini<br>
1 çay kaşığı zerdeçal<br>
1 çay kaşığı zencefil<br>
1 su bardağı hindistan cevizi sütü</p>

<p>Yapım: Blenderdan geçirin.<br>
Faydaları</p>

<p>Eklem ağrıları azalır<br>
Enerji artar<br>
Cilt iyileşir<br>
Bağışıklık güçlenir<br>
Kronik hastalık riski düşer</p>]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/iltihaplanmaya-karsi-antiinflamatuar-beslenme/15004/</link>
<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kaliteli Uyku: Dinlendirici Gece Rehberi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/kaliteli-uyku-dinlendirici-gece-rehberi.webp" width="250"><br><p>Neden Kaliteli Uyku?</p>

<p>Bağışıklık sistemi güçlenir<br>
Hafıza ve konsantrasyon artar<br>
Kilo kontrolü kolaylaşır<br>
Ruh hali iyileşir<br>
Kalp sağlığı korunur</p>

<p>Uyku Hijyeni Kuralları<br>
Uyku Saati</p>

<p>Her gün aynı saatte yatın<br>
Her gün aynı saatte kalkın<br>
Hafta sonu da değiştirmeyin<br>
Vücut saati düzene girer</p>

<p>Uyku Ortamı</p>

<p>Sıcaklık: 18-20°C ideal<br>
Karanlık: Işık melatonini engeller<br>
Sessizlik: Kulak tıkacı veya beyaz gürültü<br>
Yatak: Kaliteli yatak ve yastık</p>

<p>Ekran Kuralı</p>

<p>Yatmadan 1 saat önce ekran kapatın<br>
Mavi ışık melatonini baskılar<br>
Kitap okuyun, müzik dinleyin</p>

<p>Yaz Sıcağında Uyku<br>
Serinletme Teknikleri</p>

<p>Yatmadan önce ılık duş<br>
Hafif pamuklu çarşaf<br>
Vantilatör (direkt değil)<br>
Buz torbası (ayak altına)<br>
Pencereyi gece açın (sabah kapatın)</p>

<p>Perdeler</p>

<p>Kalın stor perde (ışık-sıcaklık engeller)<br>
Gündüz kapalı, gece açık</p>

<p>Uyku Öncesi Rutin<br>
1 Saat Önce</p>

<p>Ekranları kapatın<br>
Hafif esneme veya yoga<br>
Sıcak duş</p>

<p>30 Dakika Önce</p>

<p>Kitap okuyun<br>
Günlük yazın<br>
Meditasyon</p>

<p>Yatarken</p>

<p>Derin nefes egzersizi<br>
Vücut taraması (body scan)<br>
Zihin boşaltma</p>

<p>Uyku Dostu İçecekler<br>
Papatya Çayı</p>

<p>1 çay kaşığı papatya<br>
1 bardak sıcak su<br>
1 çay kaşığı bal<br>
Yatmadan 30 dakika önce</p>

<p>Sıcak Süt</p>

<p>1 bardak ılık süt<br>
Az bal<br>
Tutam tarçın<br>
Triptofan içerir, uyku getirir</p>

<p>Kiraz Suyu</p>

<p>Doğal melatonin kaynağı<br>
Akşam 1 bardak</p>

<p>Lavanta Çayı</p>

<p>Sakinleştirici<br>
Stresi azaltır</p>

<p>Doğal Uyku Destekçileri<br>
Lavanta</p>

<p>Yastığa lavanta yağı damlatın<br>
Oda spreyi yapın<br>
Lavanta kesesi (yastık yanına)</p>

<p>Magnezyum</p>

<p>Kas gevşetici<br>
Fındık, kabak çekirdeği<br>
Takviye olarak</p>

<p>Melatonin</p>

<p>Karanlıkta doğal üretilir<br>
Gerekirse takviye (doktora danışın)</p>

<p>Uyku Bozukluğuna Karşı<br>
Uyuyamazsanız</p>

<p>Yatakta kalmayın (30 dakika sonra kalkın)<br>
Başka odada kitap okuyun<br>
Geri dönün, tekrar deneyin</p>

<p>Gece Uyanırsanız</p>

<p>Saate bakmayın<br>
Derin nefes alın<br>
Telefona bakmayın</p>

<p>Erken Uyanırsanız</p>

<p>Perdeler kapalı tutun<br>
Gözlerinizi açmayın<br>
Dinlenmeye devam edin</p>

<p>4-7-8 Nefes Tekniği<br>
Yapım:</p>

<p>4 saniye nefes alın<br>
7 saniye tutun<br>
8 saniye verin<br>
4 kez tekrar</p>

<p>Özellik: 60 saniyede rahatlatıcı etki<br>
Uyku Günlüğü<br>
Her Sabah Not Edin:</p>

<p>Kaçta yattınız?<br>
Kaçta uyudunuz?<br>
Kaç kez uyandınız?<br>
Sabah nasıl hissettiniz?</p>

<p>Amaç: Uyku düzeninizi analiz edin, sorunları tespit edin.<br>
Kaçınılması Gerekenler</p>

<p>Öğleden sonra kafein<br>
Akşam ağır yemek<br>
Alkol (uyku kalitesini bozar)<br>
Gündüz uzun uyku (30 dk max)<br>
Yatakta çalışma, telefon</p>]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/kaliteli-uyku-dinlendirici-gece-rehberi/15003/</link>
<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Stresle Başa Çıkma: Zihinsel Denge Rehberi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/stresle-basa-cikma-zihinsel-denge-rehberi.webp" width="250"><br><p>Stresin Vücuda Etkisi</p>

<p>Bağışıklık sistemi zayıflar<br>
Uyku bozulur<br>
Sindirim etkilenir<br>
Kalp ritmi değişir<br>
Kas gerginliği artar</p>

<p>Anlık Stres Çözümleri<br>
5-4-3-2-1 Tekniği<br>
Panik anında:</p>

<p>5 şey görün<br>
4 şeye dokunun<br>
3 ses duyun<br>
2 koku alın<br>
1 tat alın</p>

<p>Amaç: Zihni şimdiye getirmek<br>
Kutu Nefes (Box Breathing)</p>

<p>4 saniye nefes al<br>
4 saniye tut<br>
4 saniye ver<br>
4 saniye bekle<br>
Tekrar et</p>

<p>Navy SEAL'lerin kullandığı teknik<br>
Soğuk Su</p>

<p>Yüzünüzü soğuk suyla yıkayın<br>
Bileklerinizi soğutun<br>
Anında sakinleştirici etki</p>

<p>5 Dakika Yürüyüş</p>

<p>Dışarı çıkın<br>
Doğada yürüyün<br>
Kortizol düşer</p>

<p>Günlük Stres Yönetimi<br>
Sabah Rutini</p>

<p>Telefonsuz ilk 30 dakika<br>
Meditasyon (10 dakika)<br>
Günlük yazma<br>
Hafif egzersiz</p>

<p>Gün İçi</p>

<p>Pomodoro tekniği (25 dk çalış, 5 dk dinlen)<br>
Öğle yürüyüşü<br>
Ekrandan uzak mola</p>

<p>Akşam</p>

<p>İş düşüncelerini bırakma ritüeli<br>
Günlük yazma<br>
Şükran listesi</p>

<p>Meditasyon Teknikleri<br>
Nefes Meditasyonu</p>

<p>Rahat oturun<br>
Gözleri kapatın<br>
Sadece nefese odaklanın<br>
Zihin kaçınca geri getirin<br>
10 dakika</p>

<p>Vücut Taraması</p>

<p>Baştan ayağa her bölgeyi hissedin<br>
Gerginlikleri fark edin<br>
Gevşetin</p>

<p>Rehberli Meditasyon</p>

<p>Uygulama kullanın<br>
Türkçe: Insight Timer, Calm</p>

<p>Stres Günlüğü<br>
Her Gün Yazın:</p>

<p>Ne sizi strese soktu?<br>
Nasıl hissettiniz?<br>
Ne yaptınız?<br>
Daha iyi ne yapabilirdiniz?</p>

<p>Amaç: Stres tetikleyicileri tanımak<br>
Doğal Stres Giderici Bitkiler<br>
Çaylar</p>

<p>Papatya: Sakinleştirici<br>
Lavanta: Kaygı azaltıcı<br>
Melisa: Sinir sistemi koruyucu<br>
Ashwagandha: Adaptogen, strese uyum</p>

<p>Aromaterapi</p>

<p>Lavanta yağı (şakak, bilek)<br>
Bergamot (neşelendirici)<br>
Sandal ağacı (sakinleştirici)</p>

<p>Egzersiz ve Stres<br>
En Etkili Egzersizler:</p>

<p>Yürüyüş (30 dk, her gün)<br>
Yoga (hem beden hem zihin)<br>
Yüzme (meditasyon etkisi)<br>
Dans (endorfin salgılar)</p>

<p>Mekanizma: Egzersiz kortizol düşürür, endorfin artırır.<br>
Sosyal Bağlar</p>

<p>Güvendiğiniz biriyle konuşun<br>
Yalnız kalmayın<br>
Sosyal aktivitelere katılın<br>
Yardım istemekten çekinmeyin</p>

<p>Beslenme ve Stres<br>
Stres Azaltıcı Besinler:</p>

<p>Magnezyum (fındık, ıspanak)<br>
B vitamini (tam tahıl, yumurta)<br>
Omega-3 (balık, ceviz)<br>
Probiyotik (yoğurt, kefir)</p>

<p>Kaçınılması Gerekenler:</p>

<p>Aşırı kafein<br>
Şeker (ani iniş-çıkış)<br>
Alkol</p>

<p>Sınır Koyma Sanatı<br>
İş Hayatında:</p>

<p>"Hayır" demeyi öğrenin<br>
Mesai dışı erişilebilir olmayın<br>
Görev listesi yapın (önceliklendirin)</p>

<p>Kişisel Hayatta:</p>

<p>Enerji harcatan ilişkileri sınırlayın<br>
Kendinize zaman ayırın<br>
Suçluluk duymayın</p>

<p>Profesyonel Destek<br>
Ne Zaman Yardım Alın:</p>

<p>Stres günlük hayatı etkiliyor<br>
Uyku tamamen bozuldu<br>
Sosyal hayattan çekilme<br>
Fiziksel belirtiler başladı</p>

<p>Seçenekler:</p>

<p>Psikolog<br>
Psikiyatrist<br>
Online terapi</p>]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/stresle-basa-cikma-zihinsel-denge-rehberi/15002/</link>
<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kanser hastalığı için yeni umut: 11 ülkede hayata geçecek! 'Eşi görülmemiş'</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/kanser-hastaligi-icin-yeni-umut-11-ulkede-hayata-gececek-esi-gorulmemis.webp" width="250"><br><p>Kanser hastalığının tedavisinde yeni bir döneme giriliyor. Hastalığın tedavisinde uygulanan çeşitli yöntemlere cevap vermeyen hastalarda uygulanacak ve çalışmaları neredeyse biten yeni aşı, 11 ülkede kullanıma hazırlanıyor. </p>

<p>Kemoterapi ve immünoterapiye yanıt vermeyen kanser hastalarında denenen yeni bir aşı tedavisi, uzmanlar tarafından "eşi görülmemiş" olarak nitelendirildi. </p>

<p>İngiltere'de Kanser Araştırmaları Enstitüsü (ICR) ve Royal Marsden Hastanesi öncülüğünde 11 ülkede aşıya yönelik çalışma yürütüldü.</p>

<p><strong>Yiyen korunuyor: Kanseri önlüyor! Çoğalmasını durduruyor</strong></p>

<p><strong>Cildinizdeki leke masum olmayabilir! Kanser belirtisine dikkat!</strong></p>

<p>'Amivantamab’ adı verilen tedavi, Johnson & Johnson tarafından geliştirildi ve bazı hastalarda tümörleri tamamen ortadan kaldırdığı öğrenildi.</p>

<p>ABD Chicago’da dün başlayan Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) toplantısında sunulan araştırma sonuçları da bunu ortaya koydu. </p>

<p></p>

<h3>102 HASTADA UYGULANDI</h3>

<p>İngiltere'de yürütülen uluslararası çalışmada, kanseri yayılmış veya yeniden ortaya çıkmış ve mevcut tedavilere yanıt vermeyen 102 baş-boyun kanseri hastasına amivantamab adlı ilaç uygulandı.</p>

<ul>
	<li>Araştırma sonucunda 43 hastada tümörlerin küçüldüğü ya da kaybolduğu görülürken, 15 hastada tümörlerin tamamen ortadan kalktığı tespit edildi.</li>
</ul>

<p><br>
Londra Kanser Araştırmaları Enstitüsü’nden Prof. Kevin Harrington, ilaca ilişkin sonuçları; "Bu hasta grubunda şimdiye kadar görülen en güçlü yanıtlar arasında." olarak değerlendirdi.</p>

<p>İlacın kanseri üç farklı noktadan hedef aldığı öğrenildi. İlaç, tümör büyümesini destekleyen iki biyolojik mekanizmayı engellerken aynı zamanda bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine saldırmasını teşvik ediyor.</p>

<p>Araştırmaya katılan 56 yaşındaki Carl Walsh, tedavi sürecinde yaşadıklarından bahsetti. </p>

<p>Carl isimli hasta, tedavi öncesinde zorlu bir süreçten geçtiğini, konuşmakta ve yemek yemekte bile zorlandığını söyledi. </p>

<p>Ancak birkaç kürün ardından şişliğin ve ağrının büyük ölçüde azaldığını söyledi.</p>

<ul>
	<li>Walsh, bugün yeniden normal bir yaşam sürdürebildiğini belirtti.</li>
</ul>

<p>Bilim insanları, elde edilen verilerin özellikle tedavi seçenekleri tükenmiş hastalar için son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden biri olabileceğini belirtiyor.</p>

<p></p>

<h3>HAYATTA KALMA SÜRELERİ İKİ KATINA ÇIKIYOR</h3>

<p>Deneysel ilacı kullananların hayatta kalma sürelerinin neredeyse ikiye katına çıktığı, ayrıca daha az yan etki yaşadıkları tespit edildi. Hastalığın ilerlemediği sürenin ilacı kullananlarda 7,2 ila 7,3 ay, kemoterapi alanlarda ise 3,5 ila 3,6 ay olduğu görüldü.</p>

<p>İlacın pankreas kanseri vakalarının yüzde 90'ından fazlasında tümör büyümesini besleyen mutasyona uğramış proteini bloke ettiği, tedavinin bırakılmasına yol açan yan etkilerin, ilacı kullanan hastalarda daha az olduğu belirlendi.</p>

<p>Araştırmanın sonuçları, "New England Journal of Medicine" dergisinde yayımlandı.</p>

            
        

        
                    
                KAYNAK : AJANSLAR]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/kanser-hastaligi-icin-yeni-umut-11-ulkede-hayata-gececek-esi-gorulmemis/14800/</link>
<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Uzman isimden uyarı! 'Hemoroid' sanılan şikayetler kanser çıkabilir</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/uzman-isimden-uyari-hemoroid-sanilan-sikayetler-kanser-cikabilir.webp" width="250"><br><p>Makat bölgesinde sıkça görülen kanama ve ağrı şikayetleri çoğu zaman "<strong><em>hemoroid"</em></strong> (basur) sanılarak önemsenmeyebiliyor veya utanç duygusuyla ertelenebiliyor.</p>

<p>Ancak bu benzer belirtilerin rektum kanseri gibi çok ciddi hastalıkların da habercisi olabileceğine dikkat çeken <em><strong>Medipol Acıbadem Bölge Hastanesinden Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemalettin Aydın,</strong></em> özellikle 40 yaş sonrasında ortaya çıkan şikayetlerin vakit kaybedilmeden değerlendirilmesi gerektiği uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>İllet hastalık genç yaşta ortaya çıkıyor! Uzman isim belirtilerini anlattı </strong></p>

<p><strong>Uzman isim çocukları miyopiden korumanın yollarını açıkladı </strong></p>

<p><strong>Uygulanan tedaviyle kanseri ve felci yendi </strong></p>

<h3>BELİRTİLER BENZİYOR AMA SONUÇLARI ÇOK FARKLI</h3>

<p>Prof. Dr. Aydın, hemoroid ve rektum kanserinin belirtilerinin birbirine benzeyebildiğini belirterek, <strong><em>“Her iki hastalık da makatta dolgunluk hissi, ağrı ve kanama yapabilir. Ancak biri damarsal yapılardan kaynaklanırken, diğeri bağırsak mukozasındaki hücrelerden gelişen ciddi bir kanser türüdür.” </em></strong>dedi.</p>

<p></p>

<h3>TEDAVİ ŞANSININ AZALDIĞINA DİKKAT ÇEKTİ </h3>

<p>Özellikle toplumda anal bölge şikâyetlerinin utanma duygusuyla ertelendiğini ifade eden Prof. Dr. Aydın,<strong><em> “Birçok kişi tüm şikâyetlerini hemoroid sanıyor. Oysa rektum kanserinde geç kalındığında hem yaşam kalitesi bozuluyor hem de tedavi şansı azalıyor.”</em></strong> diye konuştu.</p>

<p></p>

<h3>KANSERDE ASIL KORKULMASI GEREKEN GEÇ KALMAKTIR</h3>

<p>Kanser hastalıklarında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Aydın, <strong><em>“Kanserden korkma, geç kalmaktan kork sözü burada çok önemli. Çünkü gecikildikçe tedavi olma şansı azalıyor. Makat bölgesinde uzun süren kanama, ağrı veya dolgunluk hissi yaşayan kişilerin mutlaka genel cerrahi veya gastroenteroloji cerrahisi uzmanına başvurması gerekir. Erken değerlendirme hayat kurtarıcı olabilir.”</em></strong> dedi.</p>

            
        

        
                    
                KAYNAK : Haber7]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/uzman-isimden-uyari-hemoroid-sanilan-sikayetler-kanser-cikabilir/14779/</link>
<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>En riskli dönem! Can kaybı artıyor! Sivas, Tokat, Yozgat, Çorum ve Kastamonu için uyarı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/en-riskli-donem-can-kaybi-artiyor-sivas-tokat-yozgat-corum-ve-kastamonu-icin-uyari.webp" width="250"><br><p>Kırım Kongo Kanamalı Ateş hastalığı belirtileri arasında ateş, halsizlik, kas ağrısı ve mide bulantısı bulunuyor.</p>

<p>Enfeksiyon, virüs taşıyan kenelerle bulaşıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kenelerdeki artışın temel sebeplerinden biri de iklim değişikliği.<br>
<br>
</p>

<p>NTV'de yer alan habere göre, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Önder Ergönül, son dönemde kene sayısında artış olduğunu belirterek, "ABD'den de son zamanlarda artış raporları okuyoruz. Önemli bir hastalık ama her kene tutunan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olacak, her hasta ölecek diye bir anlayış yok." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye'de ölüm oranının yüzde 5'lerde seyrettiğini anlatan Ergönül, Avrupa ülkelerinde ölüm oranının daha yüksek olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>EN RİSKLİ İLLER HANGİLERİ?</strong><br>
<br>
Enfeksiyonun risk oranı, Türkiye'de bölgelere göre değişiklik gösteriyor.</p>

<p>Sivas, Tokat, Yozgat, Çorum ve Kastamonu en riskli iller arasında yer alıyor. Ergönül, Karadeniz'in iç kesimleri ile Ankara'nın doğusunda da tehlike olduğunu belirtti.</p>

<p>Ergönül ülkenin batı kesimlerinde bu hastalığın ortaya çıkmasının ise sürpriz olacağını söyledi.</p>

<p><strong>VÜCUTTA KENE GÖRÜNCE NE YAPILMALI?</strong><br>
<br>
Peki vücutta kene görüldüğünde ne yapılmalı?</p>

<p><strong>Ergönül şu tavsiyelerde bulundu:</strong></p>

<p>"- Bir an önce çıkarılması lazım. Örneğin İsveç'te de var kene. Onlar eğitimli oldukları için çıkarabiliyorlar.</p>

<p>- İnsanımızı eğitmemiz daha önemli. Pens, cımbız yardımıyla hiçbir şey yoksa bir poşetle tutuarak o keneyi gövdesine dokunmadan yalnız deriye en yakın yerden tırnaklarımızla da olabilir tutup çıkarabiliiriz.</p>

<p>- Ama bu bir enjektör gibi gövdesinde virüs var gövdesine basarsanız enjektörle virüsü içeri basmış gibi olursunuz.</p>

<p>- Her kene tutunduğunda Kırım Kongo olma ihtimali son derece düşük. Bölgeye göre değişiyor. Salgın bölgesinde daha yüksek bu ihtimal."</p>

<p>Uzmanlar halsizlik, ateş ve grip belirtileri görüldüğü durumlarda mutlaka hastaneye başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.</p>]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/en-riskli-donem-can-kaybi-artiyor-sivas-tokat-yozgat-corum-ve-kastamonu-icin-uyari/14644/</link>
<pubDate>Sun, 31 May 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İllet hastalık genç yaşta ortaya çıkıyor! Uzman isim belirtilerini anlattı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/illet-hastalik-genc-yasta-ortaya-cikiyor-uzman-isim-belirtilerini-anlatti.webp" width="250"><br><p>Özellikle genç erişkinlerde görülen ve merkezi sinir sistemini etkileyen Multipl Skleroz (MS), bazen sinsi belirtilerle ilerleyerek yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebiliyor.</p>

<p><em><strong>30 Mayıs Dünya MS Farkındalık Günü</strong></em> kapsamında önemli değerlendirmelerde bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesinden <strong><em>Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Erkingül Birday,</em></strong> hastalığın belirtileri, tanı süreci ve tedavi yöntemlerine ilişkin bilgiler paylaşarak erken tanının hastalığın seyrini değiştirdiğini vurguladı.</p>

<p></p>

<h3>GENÇ YAŞTA ORTAYA ÇIKIYOR</h3>

<p>MS’in beyin ve omuriliği etkileyen bir hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Birday, <strong><em>“Halk arasında MS olarak bilinen Multipl Skleroz, büyük çoğunlukla ataklarla seyreden bir hastalıktır. Görme kaybı, uyuşma, güç kaybı, başdönmesi, denge bozukluğu, yürüme güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterebilir.”</em></strong> dedi.</p>

<p>Hastalığın bazen yoğun yorgunluk ve unutkanlık gibi belirtilerle de ortaya çıkabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Uzman isim çocukları miyopiden korumanın yollarını açıkladı </strong></p>

<p><strong>Uygulanan tedaviyle kanseri ve felci yendi </strong></p>

<p><strong>Menopoz yaşı düşüyor! Doğurganlıkta kritik sınır </strong></p>

<h3>BELİRTİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ</h3>

<p>MS belirtilerinin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Birday, <strong><em>“Bu tür şikâyetler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalı.” </em></strong>dedi.</p>

<p>Günümüzde MR ve destekleyici testlerle daha erken tanı konulabildiğini belirten Prof. Dr. Birday, her hastada hastalığın seyrinin farklı ilerlediğini ifade etti.</p>

<h3>TEDAVİ SEÇENEKLERİ BULUNUYOR </h3>

<p>MS’in kesin nedeninin bilinmediğini ancak genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Birday, <strong><em>“Günümüzde tedavi seçeneklerimiz oldukça arttı. Atak tedavileri, atak önleyici tedaviler ve semptomlara yönelik uygulamalarla hastalarımızı büyük ölçüde kontrol altında tutabiliyoruz.”</em></strong> diye konuştu.</p>

<p></p>

<h3>YAŞAM TARZI DA TEDAVİNİN PARÇASI</h3>

<p>Tedavi sürecinde yaşam tarzının da önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Birday, <strong><em>“Düzenli egzersiz, özellikle pilates ve yoga hastalarımıza iyi geliyor. Beslenme alışkanlıklarının da düzenlenmesi gerekiyor.”</em></strong> dedi.</p>

<p>Hastalara ilaçlarını düzenli kullanmaları ve kontrollerini aksatmamaları gerektiğini hatırlattı. MS hastalığında farkındalığın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Birday, <strong><em>“Belirtiler ortaya çıktığında erken başvuru ve doğru tedaviyle hastalığın seyri kontrol altına alınabilir. MS zor bir hastalık ama bu süreçte birlikte mücadele etmek mümkün.” </em></strong>diyerek sözlerini tamamladı.</p>

            
        

        
                    
                KAYNAK : Haber7]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/illet-hastalik-genc-yasta-ortaya-cikiyor-uzman-isim-belirtilerini-anlatti/14482/</link>
<pubDate>Sat, 30 May 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Halı sahada büyük tehlike: Bir anlık hata aylarca yatağa bağlayabilir</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/hali-sahada-buyuk-tehlike-bir-anlik-hata-aylarca-yataga-baglayabilir.webp" width="250"><br><p>Halı sahada yaşadığı talihsiz sakatlık sonrası ayağında ciddi kırık oluşan 21 yaşındaki Efe Kalkan, aylar süren zorlu bir tedavi sürecinin ardından yeniden yürümeye başladı. Bir anlık dikkatsizlik ve uygun olmayan zemin nedeniyle yaşanan bu sakatlık, halı saha maçlarının sanıldığı kadar masum olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesinden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Okan Tezgel, zemin hataları ve bilinçsiz yapılan sporun ciddi ortopedik yaralanmalara yol açabileceği konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p></p>

<h3><strong>ISINMADAN SAHAYA ÇIKMAK EN BÜYÜK HATA</strong></h3>

<p>Sakatlıkların en önemli nedenlerinden birinin ısınmadan spora başlamak olduğunu vurgulayan Dr. Tezgel,<em><strong> “Halı sahaya gitmeden önce en az 15-20 dakika ısınma yapılmalı. Aksi halde kas ve bağ yaralanmaları kaçınılmaz hale gelebilir” </strong></em>dedi.</p>

<p>Zeminin uygun olmaması, yanlış ayakkabı seçimi ve kişinin kondisyon seviyesinin yetersiz olmasının da risk faktörleri arasında yer aldığını belirtti. Halı saha zeminlerinin ne çok kaygan ne de fazla tutucu olması gerektiğini ifade eden Dr. Tezgel, yanlış ayakkabı tercihinin de sakatlık riskini artırdığını söyledi.</p>

<p><em><strong>“Özellikle çim saha kramponları halı sahada önerilmez. Bu tür ayakkabılar zemine fazla tutunarak diz ve ayak yaralanmalarına yol açabilir” </strong></em>diye konuştu.</p>

<p></p>

<h3><strong>NADİR AMA AĞIR BİR YARALANMA: LİSFRANC</strong></h3>

<p>Halı sahada yaralanan Kalkan’ın süreci hakkında da bilgi veren Dr. Tezgel, <em><strong>“Hastamızda halı sahalarda çokta sık görmediğimiz Lisfranc yaralanması tespit ettik. Bu yaralanma, ayağın tarak kemiklerini ilgilendiren hem kırıkların hem de çıkıkların bir arada bulunması durumudur. Zemindeki çukura basma ve ayağın sabit kalması sonucu ciddi bir hasar oluştu” </strong></em>dedi.</p>

<p>Hastanın ameliyat edildiğini belirten Dr. Tezgel, iyileşme sürecinin uzun ve sabır gerektirdiğini vurguladı.<em><strong> “İlk 1-2 ay hasta ayağına basamaz. Sonrasında fizik tedaviyle birlikte yavaş yavaş yük verilir. Tam iyileşme genellikle 6 ayı bulur”</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<h3><strong>“AYLARCA AYAĞIMIN ÜSTÜNE BASAMADIM”</strong></h3>

<p>Efe Kalkan ise yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:</p>

<p><em><strong>“21 yaşındayım. Halı sahada sakatlanınca hastaneye geldim ve ayağımda ciddi bir kırık olduğu ortaya çıktı. Okan hocayla iletişime geçtik ve kısa sürede ameliyat oldum. Ameliyatım çok başarılı geçti ama iyileşme süreci gerçekten zordu. İlk bir buçuk ay ayağımın üzerine hiç basamadım. Daha sonra fizik tedaviye başladım ve yavaş yavaş yürümeye geçtim. Üçüncü aydan sonra değnekleri bırakabildim. Şu an daha iyiyim ama bu süreç bana ders oldu. Kesinlikle zemine dikkat edilmesi gerekiyor. Benim sakatlığım tamamen zeminden kaynaklandı. Ayakkabı seçimi de çok önemli, herkesin buna dikkat etmesini tavsiye ederim.</strong></em></p>

<p> </p>]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/hali-sahada-buyuk-tehlike-bir-anlik-hata-aylarca-yataga-baglayabilir/14315/</link>
<pubDate>Fri, 29 May 2026 01:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Türkiye'de bir ilk: 84 yaşındaki hastaya başarılı kök hücre nakli yapıldı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/turkiyede-bir-ilk-84-yasindaki-hastaya-basarili-kok-hucre-nakli-yapildi.webp" width="250"><br><p>Konya'nın Karapınar ilçesinde yaşayan Fevzi Uğur, belinde hissettiği ağrı ve halsizlik şikayetleriyle hastaneye başvurdu.</p>

<p>Belindeki kitlenin ameliyatla alınmasının ardından Uğur'a, yönlendirildiği hematoloji bölümünde lenf kanseri teşhisi konuldu.</p>

<p>NEÜ Dahili Tıp Bilimleri İç Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Demircioğlu ve Kök Hücre Nakli Ünitesi Koordinatörü Doç. Dr. Mustafa Merter hastanın genel sağlık durumunu değerlendirdi.</p>

<p></p>

<p>Değerlendirmeler sonucunda, kemoterapi sonrası ileri yaşına rağmen otolog kök hücre nakli (kendinden kök hücre nakli) yapılmasına karar verildi.</p>

<p>Nakil sürecinin başarıyla tamamlanması sonrasında hasta taburcu edildi.</p>

<h3>'TÜRKİYE İÇİN BİR İLK DÜNYADA İKİNCİ'</h3>

<p>"Bu yaşta kök hücre nakli gibi ağır bir tedaviyi bu kadar iyi tolere etmesi bizi de şaşırttı"</p>

<p>Doç. Dr. Mustafa Merter, AA muhabirine, lenfomanın hematolojide sık görülen bir hastalık olduğunu, otolog kök hücre naklinin öncelikli tedavi yöntemlerinden biri olarak tercih edildiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Ancak bu tedavinin genellikle ileri yaş grubunda uygulanamadığına değinen Merter, şöyle konuştu:</p>

<p>"Bu hastamız 84 yaşında. Literatür araştırmamıza göre Türkiye'de bu tanıyla kendinden ilik nakli yapılan en yaşlı hasta. Dünyada ise nakil yapılan en yaşlı ikinci hasta. 86 yaşında İngiltere'den bir hasta bulunuyor. Onun dışında şimdiye kadar bu tedaviyi alabilmiş en yaşlı ikinci hasta. Bu yaşta kök hücre nakli gibi ağır bir tedaviyi bu kadar iyi tolere etmesi bizi de şaşırttı. Bu yaş grubunda lenfomada beklenen yaşam süresi genellikle bir yılın altındadır. Tek şifa sağlayıcı tedavi nakildir. Yaşı nedeniyle başta tereddüt ettik ancak fiziksel performansının iyi olması nedeniyle tedaviye karar verdik."</p>

<p>Tedavinin ardından hastada aktif hastalık bulgusunun görülmediğini anlatan Merter, kemik iliğinin yeniden çalışmaya başladığını, hastanın kendisini toparladığını dile getirdi.</p>

<p>Merter, vakanın akademik yayın haline getirilebileceğini belirterek "84 yaşında bir hastada bu tedavinin nasıl uygulanabildiğini meslektaşlarımızla paylaşmak gerekiyor. Bu vaka, kronolojik yaştan çok kişinin fiziksel durumunun belirleyici olduğunu gösteriyor." dedi.</p>

<p></p>

<h3>'EKSİ 196 DERECEDE BEKLEYEN UMUT'</h3>

<p>Hastadan alınan kök hücre eksi 196 derecede saklanıyor</p>

<p>Prof. Dr. Sinan Demircioğlu ise nakil sürecinin ortalama iki hafta sürdüğünü anlattı.</p>

<p>En riskli dönemin bağışıklık sisteminin zayıfladığı süreç olduğuna işaret eden Demircioğlu, "Önce hastanın kök hücreleri damar yoluyla toplanıp eksi 196 derecede saklanıyor. Daha sonra yüksek doz kemoterapi uygulanıyor ve ardından dondurulan kök hücreler yeniden hastaya veriliyor. Bu hücreler kemik iliğinin tekrar çalışmasını sağlıyor." diye konuştu.</p>

<p>Demircioğlu, ileri yaştaki hastaya uygulanan nakil sürecine ilişkin ise "Hastamız büyük zorluklar yaşamadı. Genç hastalara benzer bir süreç geçirerek tedaviyi başarılı şekilde atlattı. Şu anda yürüyerek kontrollerine gelebiliyor." dedi.</p>

<p>Tedavi sürecini anlatan Fevzi Uğur ise kanser teşhisi konulduğunda üzüldüğünü ancak nakil sonrası kendisini iyi hissettiğini kaydetti.</p>

            
        

        
                    
                KAYNAK : AA]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/turkiye-de-bir-ilk-84-yasindaki-hastaya-basarili-kok-hucre-nakli-yapildi/14276/</link>
<pubDate>Thu, 28 May 2026 17:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Detoks akımına kapılmayın! Bilinçsiz detoks şifa değil, hastalık dağıtıyor</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/detoks-akimina-kapilmayin-bilincsiz-detoks-sifa-degil-hastalik-dagitiyor.webp" width="250"><br><p>Kilo vermek ve vücudu arındırmak amacıyla son yıllarda giderek popülerleşen detoksuygulamaları, sanıldığı kadar masum olmayabilir. Sağlıklı yaşam arayışıyla kontrolsüzce kullanılan detoks ürünlerinin ve kürlerinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunan Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesinden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Sarıkaya, “Detoksifikasyon(arınma) işlemini vücudumuz zaten 7/24 kendisi yapıyor” dedi.</p>

<h3><strong>VÜCUT ZATEN KENDİSİNİ TEMİZLİYOR</strong></h3>

<p>Detoksun aslında “detoksifikasyon” yani arınma anlamına geldiğini belirten Prof. Dr. Sarıkaya, “Vücudumuzda metabolizma sonucu oluşan toksinleri temizleyen karaciğer ve böbreklerimiz var. Bu organlar 7/24 çalışarak vücudu zaten arındırıyor. Karaciğerimiz bu konuda son derece etkili bir organdır. Dışarıdan ekstra bir detoks uygulamasına çoğu zaman ihtiyaç yoktur. Toplumda sıkça tüketilen limonlu ve sirkeli suyun bazı durumlarda zararı olabilir. Midemiz oldukça güçlü bir asit yapıya sahiptir. Ancak gastrit veya ülser gibi rahatsızlıklar varsa bu tür asidik içecekler mide ve yemek borusunda tahrişe yol açabilir” diye konuştu. Bu tür içeceklerin aşırı ve yoğun tüketilmemesi gerektiğini belirtti.</p>

<h3><strong>DETOKS ÜRÜNLERİ YALANCI KİLO VERDİRİYOR</strong></h3>

<p>Detoks ürünlerinin çoğunlukla kilo verme ve ödem atma amacıyla kullanıldığını belirten Prof. Dr. Sarıkaya, “Bu ürünler genellikle idrar söktürücü ve bağırsak boşaltıcı etkiler içerir. Kilo kaybı gibi görünen durum aslında sıvı ve bağırsak içeriği kaybıdır, yani gerçek bir yağ yakımı söz konusu değildir” ifadelerini kullandı. Detoks kürlerinin sanıldığı kadar masum olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Sarıkaya, “Literatürde bu uygulamalara bağlı akut karaciğer yetmezliği vakaları bulunmaktadır. Kolon hidroterapi gibi yöntemler ise bağırsak mikrobiyotasınıbozarak enfeksiyon riskini artırabilir, hatta bağırsak delinmesine kadar giden ciddi sorunlara yol açabilir” dedi. Ayrıca aşırı sıvı ve elektrolit kaybının kalp ritim bozukluklarına neden olabileceğini belirtti.</p>

<h3><strong>“DOKTORA DANIŞMADAN UYGULAMAYIN”</strong></h3>

<p>Sağlıklı yaşam için bilinçsiz yöntemlerden uzak durulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Sarıkaya, “Toksinlerden arınmaya çalışırken sağlığımızdan olmayalım. Bilimsel dayanağı olmayan, kulaktan dolma yöntemler yerine mutlaka bir uzmana danışılmalı” diyerek sözlerini tamamladı.</p>]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/detoks-akimina-kapilmayin-bilincsiz-detoks-sifa-degil-hastalik-dagitiyor/14158/</link>
<pubDate>Wed, 27 May 2026 23:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kolu kopan teknisyenin kesilecek ayağı Erzurum'da kurtarıldı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/kolu-kopan-teknisyenin-kesilecek-ayagi-erzurumda-kurtarildi.webp" width="250"><br><p>Erzurumlu 2 çocuk babası 47 yaşındaki Çetinkaya, yaklaşık 3 ay önce Hatay'da çalıştığı bir inşaatta yüksek gerilimli elektrik akımına kapılması sonucu ağır yaralandı.</p>

<p>Vücudunda 2. ve 3. derece derin yanıklar oluşan Çetinkaya, kaldırıldığı Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim Araştırma Hastanesi'nde tedaviye alındı.</p>

<p>Burada 35 gün yoğun bakımda ölüm kalım mücadelesi veren Çetinkaya'nın sol kolu, dirsek seviyesinden kesildi.</p>

<p>İlerleyen enfeksiyon nedeniyle sağ ayağının da kesileceği belirtilen Çetinkaya, ailesinin de talebiyle sevk edildiği Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi'nde Doç. Dr. Ayetullah Temiz ve ekibince tedaviye alındı.</p>

<p></p>

<p>Burada tedavileri özenle yapılan hasta, plastik cerrahı Bilge Kaan İsmail ve ortopedi uzmanı Dr. Soner Özcan tarafından ameliyat edildi.</p>

<p>Doktorlarının yanık tedavisi, doku ve cilt nakliyle cerrahi müdahalede bulunduğu Çetinkaya'nın sağ bacağı kesilmekten kurtarıldı.</p>

<h3>'ÖLÜM KALIM MÜCADELESİNDEN KURTULUŞA'</h3>

<p>Yanık Tedavi Merkezi doktorlarından Emre Nohutçu, AA muhabirine, Çetinkaya'nın elektrik akımına kapılması sonucu vücudunda derin yanıklar oluştuğunu söyledi.</p>

<p>Elektrik yanıklarının çıkış bölgesinde ağır hasarlara yol açtığını belirten Nohutçu, "Elektrik yanığının çıkış bölgesi sağ ayaktı ve tamamen patlatmıştı, kemik kısmı gözüküyordu. Bazı parmakları ampute edildi. Ayağın hemen amputasyonuna karar vermek hasta ve bizim açımızdan zordu. 'Ampute' olabilir diye düşündüğümüz ayak, plastik cerrahi ve ortopedinin başarılı ameliyatları sonucunda kesilmekten kurtarıldı." dedi.</p>

<p>Nohutçu, hastanın ayak bölgesinde ciddi doku kayıplarının çoğunun tedavi edildiğini, ilerleyen süreçte tekrar ameliyat gerektiğini aktardı.</p>

<h3>'ŞİMDİDEN AYAĞININ ÜZERİNE BASMAYA BAŞLADI'</h3>

<p>Çetinkaya'nın tedavisinin süreceğini anlatan Nohutçu, şunları kaydetti:</p>

<p>"Hastanın ayağı kesilmekten kurtarıldı. Bu konuda hem biz hem de hasta ve yakınları çok mutlu olduk. Sol kolu ampute edilmiş, sağ ayağı da edilseydi ileriki dönemde günlük ihtiyacını karşılamakta çok zorlanacaktı. Ekibimiz ve özellikle ortopedi doktoru ve plastik cerrahının ortaklaşa yaptığı ameliyat neticesinde bu sonucu elde ettik. Şimdiden ayağının üzerine basmaya başladı, yavaş yavaş yürüyor. Vakum destekli kapama cihazıyla hastanın ayağındaki akıntıyı çektik, sonra yeni doku oluşmaya başladı. Kemik yaralarının da iyileşmesini bekleyeceğiz."</p>

<p>Teknisyen Çetinkaya da elektrik akımına kapıldığı anı çok iyi hatırlayamadığını ve olay sonrası gözünü hastanede açtığını anlatarak, "Yoğun bakımın 5. gününde ameliyatta sol kolumu kestiler, yanıklarımı tedavi ettiler. 35 günün sonunda ayağımı da kesmeye karar verdiler, çok enfeksiyon vardı. Ameliyatta masadaydım, ayağım kesilecekti. Ağabeyime soruyorlar, o da izin vermeyince buraya getirdiler." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Çetinkaya, Erzurumspor'un şampiyonluğunu kutlamak için kente gelmeyi planladığı sırada bu talihsiz olayın başına geldiğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<h3>'AYAĞIM KESİLMEKTEN KURTULDU ÇOK MUTLUYUM'</h3>

<p>Erzurum Şehir Hastanesindeki tedavilerle iyileştiğini ifade eden Çetinkaya, şöyle devam etti:</p>

<p>"Ayetullah hocamız ve ekibi çok ilgilendi. Emeği geçen herkese teşekkür ederim, ayağım kesilmekten kurtuldu, çok mutluyum. Üzerine basıp gezince çok mutlu oldum, çok duygulandım. Ayağımı kaybedersem kendi memleketimde olsun istedim ama Allah'a şükür ayağımın kurtarılması bayram hediyesi oldu. Hastanedeki doktor, hemşire ve personelden Allah razı olsun, aileleri gibi davrandılar. İsyan etmemek lazım, protezler var, bir şekilde hayatımı sürdüreceğim."</p>

<p></p>

            
        

        
                    
                KAYNAK : AA]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/kolu-kopan-teknisyenin-kesilecek-ayagi-erzurum-da-kurtarildi/14094/</link>
<pubDate>Wed, 27 May 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Düzenli kontrol, meme sağlığında büyük fark yaratıyor</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/duzenli-kontrol-meme-sagliginda-buyuk-fark-yaratiyor.webp" width="250"><br><p>Meme kanserine ilişkin en yaygın yanlış inanışlardan biri ise “Ailemde yoksa bende de olmaz” düşüncesi. Oysa uzmanlara göre meme kanseri riski yalnızca genetik faktörlerle sınırlı değil.</p>

<p>İzmir Özel Can Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Şafak Öztürk, meme kanserinde farkındalık ve düzenli taramanın önemine dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>RİSK SADECE AİLE </strong><strong>Ö</strong><strong>YKÜSÜYLE SINIRLI DEĞİL</strong></p>

<p>Meme kanseri riskini etkileyebilen birçok farklı faktör bulunuyor. Aile öyküsü önemli olsa da tek belirleyici unsur değil. Yaş, hormonal süreçler, yaşam tarzı alışkanlıkları ve bireysel sağlık geçmişi de risk tablosunda önemli rol oynuyor.</p>

<p>Özellikle aile geçmişi olmayan kadınların kendilerini tamamen güvende hissetmesi, düzenli kontrollerin ertelenmesine neden olabiliyor.</p>

<p><strong>HORMONAL S</strong><strong>ÜREÇLER RİSKİ ETKİLEYEBİLİR</strong></p>

<p>Kadının östrojen hormonuna daha uzun süre maruz kalması, meme dokusu üzerindeki hormonal etkinin süresini artırabiliyor. Bu nedenle erken yaşta adet görmek ve geç menopoza girmek, meme kanseri risk değerlendirmesinde dikkate alınan başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>İlk doğumu geç yaşta yapmak ya da hiç doğum yapmamış olmak da hormonal süreçler açısından değerlendirilebilen faktörler arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>YAŞ İLERLEDİKÇE RİSK ARTABİLİYOR</strong></p>

<p>Meme kanseri her yaşta görülse de özellikle yaş ilerledikçe risk artış gösterebiliyor. Bu nedenle 40 yaş sonrası dönemde meme sağlığı kontrolleri daha fazla önem kazanıyor. Uzmanlar, genç yaşta da meme kanseri görülebileceğini hatırlatarak farkındalığın yalnızca belirli yaş gruplarıyla sınırlandırılmaması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Yoğun meme dokusu, meme sağlığında dikkat edilmesi gereken önemli başlıklardan biri. Çünkü yoğun meme yapısı bazı görüntüleme yöntemlerinde değerlendirmeyi zorlaştırabiliyor ve aynı zamanda risk faktörlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle kişiye özel tarama planlaması önem taşıyor.</p>

<p><strong>YAŞAM TARZI DA TABLOYU DEĞİŞTİREBİLİR</strong></p>

<p>Meme kanseri riskinde yalnızca genetik ve hormonal faktörler değil, yaşam tarzı alışkanlıkları da etkili olabiliyor. Özellikle menopoz sonrası kilo artışı ve obezite, hareketsiz yaşam, düzenli alkol tüketimi ve sigara kullanımı risk faktörleri arasında değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu başlıkların bir kısmı değiştirilebilir olduğu için koruyucu sağlık yaklaşımı önem kazanıyor.</p>

<p><strong>EN G</strong><strong>ÜÇLÜ AVANTAJ: ERKEN TANI</strong></p>

<p>Meme kanserinde en önemli avantaj, erken farkındalık ve düzenli tarama olarak gösteriliyor. Çünkü düzenli mamografi ve gerekli görüntüleme yöntemleri sayesinde henüz elle fark edilmeyecek kadar küçük oluşumlar erken dönemde saptanabiliyor. Erken tanı, değerlendirme ve tedavi sürecinde önemli fark yaratabiliyor.</p>

<p>Her kadın için aynı takip planı uygulanmıyor. Yaş, aile öyküsü, meme yapısı ve bireysel risk faktörlerine göre değerlendirme süreci değişebiliyor. Bu nedenle kontrollerin kişisel risk durumuna göre uzman değerlendirmesiyle planlanması önem taşıyor.</p>

<p><strong>“</strong><strong>BENDE OLMAZ” DEMEYİN</strong></p>

<p>İzmir Özel Can Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Şafak Öztürk, meme sağlığında en kritik noktanın kontrolleri ertelememek olduğunu vurguluyor:</p>

<p>“Erken farkındalık, meme kanserinde sürecin çok daha farklı yönetilmesine katkı sağlayabiliyor. Kendiniz için ayıracağınız bu özel zaman, sağlığınız için değerli bir farkındalığa dönüşebilir. Çünkü korkulması gereken şey tarama değil, geç fark etmektir.”</p>]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/duzenli-kontrol-meme-sagliginda-buyuk-fark-yaratiyor/13931/</link>
<pubDate>Tue, 26 May 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kendi kendine takviye alanlar dikkat: Uzmanı uyarıyor!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/kendi-kendine-takviye-alanlar-dikkat-uzmani-uyariyor.webp" width="250"><br><p>Son dönemde giderek popüler hale gelen ve herkesin ortak hedefi olan “longevity” (sağlıklı ve uzun yaşam) trendi hızla yayılırken, beraberinde bilinçsiz uygulamaları da getiriyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden GETAT Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. Yegane Koulıeva Özcan, “longevity” adı altında sunulan her uygulamanın güvenli olmadığına dikkat çekerek, uzun ve sağlıklı yaşamın ancak kişiye özel doğru yöntemlerle mümkün olabileceği konusunda kamuoyunu uyardı.</p>

<p><strong>Uzman isim çocukları miyopiden korumanın yollarını açıkladı </strong></p>

<p><strong>Uygulanan tedaviyle kanseri ve felci yendi </strong></p>

<h3>“LONGLIVITY ASLINDA GELENEKSEL YÖNTEMLERİN TA KENDİSİ”</h3>

<p>Longevity kavramının yeni bir yaklaşım olmadığını ifade eden Dr. Özcan, “Aslında uzun ve sağlıklı yaşam dediğimiz şey, geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinin temelinde uzun yıllardır yer alıyor. Ozon tedavisi, homeopati, fitoterapi, hacamat ve sülük tedavisi gibi uygulamalar doğru şekilde yapıldığında bu sürecin bir parçasıdır. Yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak misali avuç dolusu takviye almanın uzun ve sağlıklı yaşam için olumlu etkisi yok. Önceleri kimyasal ilaçlar kullanılırdı şimdi ise iş takviyelere döndü” dedi. </p>

<p></p>

<h3>HASTALANMADAN ÖNCE ÖNLEM ALINMALI</h3>

<p>Toplumda geleneksel tedavi yöntemlerine genellikle hastalık sonrası başvurulduğunu belirten Özcan, bunun yanlış bir yaklaşım olduğunu vurguladı. Dr. Özcan, “Asıl önemli olan hastalanmadan önce önlem almak. Longevity dediğimiz yaklaşım da tam olarak budur. Sağlıklı kalmayı hedefler” diye konuştu. Piyasada “longevity” adı altında satılan ürünlere dikkat çeken Dr. Özcan, “Hiç kimse kendi kendine takviye kullanmamalı. Eczaneden ya da internetten bilinçsiz şekilde alınan ürünler faydadan çok zarar verebilir. Mutlaka tetkikler yapılmalı ve ihtiyaç varsa uzman hekim kontrolünde kullanılmalıdır. Tabi ki sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteler unutulmamalı” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>HER TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI</h3>

<p>Her bireyin sağlık durumunun farklı olduğunu belirten Dr. Özcan, “Birine iyi gelen bir yöntem başkası için uygun olmayabilir. Bu nedenle tüm tedavi süreçleri kişiye özel planlanmalıdır. Ozon tedavisi gibi yöntemler de ancak uygun görülen hastalarda ve uzman hekim tarafından uygulanmalıdır” dedi. Doğru yöntemler ve bilinçli yaklaşımla sağlıklı ve uzun bir yaşamın mümkün olduğunu vurgulayan Dr. Özcan, düzenli kontrollerin ve uzman yönlendirmesinin bu süreçte belirleyici olduğunu ifade etti.</p>]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/kendi-kendine-takviye-alanlar-dikkat-uzmani-uyariyor/13658/</link>
<pubDate>Sun, 24 May 2026 20:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Uzman isim çocukları miyopiden korumanın yollarını açıkladı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/uzman-isim-cocuklari-miyopiden-korumanin-yollarini-acikladi.webp" width="250"><br><p>Tablet, telefon ve bilgisayar kullanımının kontrolsüzce yaygınlaşması, çocukların göz sağlığını ciddi bir tehdit altında bırakıyor.</p>

<p><em><strong>18-24 Mayıs Miyopi Farkındalık Haftası</strong></em> kapsamında önemli uyarılarda bulunan <strong><em>Medipol Mega Üniversite Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sevil Karaman,</em></strong> dijitalleşmenin etkisiyle çocuklarda miyopi görülme yaşının giderek düştüğünü belirtti.</p>

<p>Miyopiyle mücadelede sadece ekran süresini sınırlamanın yeterli olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Karaman, ailelere hayat kurtaran tavsiyelerde bulundu.</p>

<p></p>

<h3>MİYOPİ DAHA ERKEN YAŞTA GÖRÜLÜYOR</h3>

<p>Günümüzde çocukların çok daha erken yaşlarda miyopi ile karşı karşıya kaldığını ifade eden Prof. Dr. Karaman,<strong><em> “Anne babalar ekran süresini sınırlamaya çalışsa da bu tek başına yeterli değil. Çocukların yaşam alışkanlıkları, genetik yatkınlık ve günlük aktiviteleri birlikte değerlendirilmelidir.” </em></strong>dedi.</p>

<p></p>

<h3>GÜNDE EN AZ 2 SAAT DIŞARIDA VAKİT ŞART</h3>

<p>Miyopinin önlenmesi ve ilerlemesinin yavaşlatılması için çevresel faktörlerin büyük önem taşıdığını belirten Prof. Karaman, <strong><em>“Çocukların günde en az 2 saat dışarıda vakit geçirmesi gerekiyor. Ekran süresi mümkün olduğunca 2 saatin altında tutulmalı. Bunun yanında okuma ve yakın çalışma koşulları da doğru şekilde düzenlenmeli.” </em></strong>diye konuştu.</p>

<p><strong>Uygulanan tedaviyle kanseri ve felci yendi </strong></p>

<p><strong>Menopoz yaşı düşüyor! Doğurganlıkta kritik sınır </strong></p>

<p><strong>Medipol'de Tarih Konuşmaları başladı: Avrupa merkezli tarihe karşı yeni bir dünya inşası</strong></p>

<h3>TEDAVİYLE İLERLEMESİ YAVAŞLATILABİLİYOR</h3>

<p>Miyopinin tamamen önlenemediği durumlarda ilerleme hızının kontrol altına alınabildiğini dile getiren Prof. Karaman,<strong><em> “Damla tedavileri, özel gözlükler ve kontakt lenslerle miyopinin ilerlemesini yavaşlatabiliyoruz. Yıllık artışı 0.25-0.50 seviyelerinde tutmak bizim için çok önemli.” </em></strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<h3>HER ARTIŞ CİDDİ RİSK ANLAMINA GELİYOR</h3>

<p>Miyopide her artışın göz sağlığı açısından önemli riskler taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Karaman, <strong><em>“Her bir diyoptri artış, göz arkasında oluşabilecek ciddi komplikasyon riskini artırır. Bu nedenle erken farkındalık ve düzenli takip büyük önem taşıyor. Ailelerin bu konuda bilinçli olması, çocukların düzenli göz kontrollerine götürülmesi ve gerekli önlemlerin alınması, ileride oluşabilecek ciddi göz hastalıklarının önüne geçebilir.”</em></strong> diyerek sözlerini tamamladı.</p>

            
        

        
                    
                KAYNAK : Haber7, AA]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/uzman-isim-cocuklari-miyopiden-korumanin-yollarini-acikladi/13424/</link>
<pubDate>Sat, 23 May 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sağlıkta yeni dönem: Hastalanmadan önce tedavi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://www.sondakikahabernet.com/images/haberler/saglikta-yeni-donem-hastalanmadan-once-tedavi.webp" width="250"><br><p>Avrasya Stratejik Araştırma Vakfı’nın ev sahipliğinde düzenlenen özel toplantıda, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu; Türkiye’nin sağlık vizyonu, koruyucu sağlık hizmetleri, toplum sağlığı politikaları ve geleceğe yönelik sağlık dönüşümünü değerlendirdi.</p>

<p></p>

<h3>"YALNIZCA BUGÜNÜ DEĞİL GELECEĞİ DE MERKEZE ALAN ÇALIŞMALAR"</h3>

<p>Toplantının ev sahipliğini gerçekleştiren Avrasya Stratejik Araştırma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Murat Doğanay, sağlık alanında yalnızca bugünü değil geleceği de merkeze alan çalışmalar yürüttüklerini ifade ederek; toplum sağlığını güçlendiren her türlü bilimsel, teknolojik ve stratejik girişimi önemsediklerini vurguladı.</p>

<p></p>

<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu konuşmasında; bireylerin mutluluğu ile yaşam tarzı arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekerek, toplum sağlığının yalnızca hastalıkların tedavisiyle değil, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Toplantıda yapılan değerlendirmelerde; doğurganlık oranları, genç ve yaşlı nüfus dengesi, kırsaldan kentsel yaşama geçişin toplum sağlığı üzerindeki etkileri ve hareketsiz yaşamın oluşturduğu riskler ele alındı. Özellikle değişen yaşam biçimlerinin obezite, kronik hastalıklar ve fiziksel hareketsizlik gibi sorunları artırdığına dikkat çekildi.</p>

<p></p>

<h3>"HASTALIK OLUŞMADAN ÖNCE BİREYLERİ KORUMAYI HEDEFLEYEN ANLAYIŞ"</h3>

<p>Programın en dikkat çeken başlıklarından biri ise kamuoyunda yeterince bilinmeyen <strong>“Sağlıklı Hayat Merkezleri” </strong>oldu.</p>

<p>Türkiye genelinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezleri’nde vatandaşların ücretsiz şekilde fizyoterapist, diyetisyen ve psikolog desteği alabildiği; sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, ruh sağlığı, kronik hastalıkların önlenmesi ve yaşam kalitesinin artırılması gibi birçok alanda danışmanlık hizmeti sunulduğu aktarıldı.</p>

<p></p>

<p>Yetkililer, bu merkezlerin yalnızca hastalık sonrası değil, hastalık oluşmadan önce bireyleri korumayı hedefleyen proaktif sağlık anlayışının önemli bir parçası olduğuna dikkat çekti. Toplumda sağlık bilincinin artırılması, koruyucu sağlık kültürünün yaygınlaştırılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi adına Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin daha görünür hale getirilmesinin önemine vurgu yapıldı.</p>

<p></p>

<h3>"KRONİK HASTALIKLARIN ERKEN TESPİTİNİ SAĞLAYAN YAPI"</h3>

<p>Toplantıda ayrıca aile hekimliği sisteminin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar da değerlendirildi. Bölge bazlı eski sağlık ocağı sisteminden farklı olarak nüfus bazlı hizmet veren aile hekimliği modelinin; bireylerin sağlık geçmişini daha yakından takip eden, kronik hastalıkların erken tespitini sağlayan ve koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendiren bir yapıya sahip olduğu ifade edildi.</p>

<p>Kanser taramaları, kronik hastalıkların erken teşhisi, toplum sağlığı eğitimleri ve sağlık okuryazarlığının artırılması gibi çalışmaların önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaştırılacağı belirtildi.</p>

<p></p>

<h3>"TÜTÜN KULLANIMINA KARŞI YENİ DÜZENLEMELER YOLDA"</h3>

<p>Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, özellikle tütün kullanımına karşı yeni düzenlemelerin yolda olduğunu ifade ederek; akciğer kanseri oranlarındaki artışa ve tütün kullanımından farklı bağımlılık türlerine geçiş riskine dikkat çekti. Yeni tütün yasasıyla birlikte toplum sağlığını korumaya yönelik daha güçlü adımların hedeflendiği aktarıldı.</p>

<p>Toplantıda normal doğumun teşvik edilmesine yönelik çalışmalar ve ELA Planı kapsamında yürütülen projeler de ele alınırken; sezaryen oranlarının azaltılması ve anne-bebek sağlığının güçlendirilmesinin önemine vurgu yapıldı.</p>

<p></p>

<h3>"SAĞLIK ALANINDA BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK KAPASİTEYİ ARTIRMA HEDEFİ"</h3>

<p>MHRS randevu sistemiyle ilgili yaşanan sorunlara yönelik yürütülen çalışmalar, sağlık turizmi alanında özel sektöre yönelik yeni düzenlemeler, yapay zekâ destekli risk esaslı denetim sistemleri ve sağlıkta dijital dönüşüm projeleri de toplantının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.</p>

<p>Ayrıca yerli ve milli sağlık teknolojileri kapsamında geliştirilen hava ambulans projeleri, “Üreten Sağlık Modeli” ve “Üreten Sağlık Portalı” gibi projelerle Türkiye’nin sağlık alanında bilimsel ve teknolojik kapasitesini artırmayı hedeflediği ifade edildi.</p>

<p>Toplantının soru-cevap bölümünde ise giyilebilir sağlık teknolojileri, sağlıkta dijitalleşme ve toplum sağlığını destekleyen yenilikçi uygulamalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p></p>

<p>Avrasya Stratejik Araştırma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Murat Doğanay’ın özellikle sağlık teknolojileri, giyilebilir teknolojiler ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik yenilikçi sistemler üzerine yürüttüğü çalışmalar da program kapsamında dikkat çekti. Vakfın, sağlık alanında teknolojik dönüşümü destekleyen projelerle hem Türkiye’de hem uluslararası platformlarda fark yaratmayı hedeflediği ifade edildi.</p>

<p>Sağlık alanındaki stratejik dönüşümün yalnızca tedavi odaklı değil; koruyucu, bilinçlendirici ve yaşam kalitesini yükseltici bir anlayışla ilerlemesi gerektiğinin vurgulandığı toplantıda, özellikle ücretsiz hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin toplum tarafından daha aktif kullanılması gerektiği mesajı öne çıktı.</p>

<p> </p>]]></description>
<link>https://www.sondakikahabernet.com/saglikta-yeni-donem-hastalanmadan-once-tedavi/13347/</link>
<pubDate>Fri, 22 May 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>