SİYASET İYİ Parti’de bir şok daha! Milletvekili Ömer Karak..
İYİ Parti Aydın Milletvekili Ömer Karakaş partisinden istifa etti.
Ekrem İmamoğlu’nun şovlarına günü gününe cevap veren birkaç gazeteci kaldı..
Fonlanan gazeteciler ne kadar itibarsızlaştırmaya çalışırlarsa çalışsınlar..
Oynanmak istenen tiyatroyu, birkaç kalem de kalınsa, gözler önüne sermeye devam etmeliyiz..
Ekrem İmamoğlu yolsuzluk davasının dünkü duruşmasından aktarayım..
Kendisine henüz savunma sırası gelmemesine rağmen, Ekrem İmamoğlu yine fırsatı bulup, konuşmaya başlamış..
Emniyet’te ve savcılıkta “Bu soruyu muhatap almıyorum” cevabını bolca veren Ekrem İmamoğlu, sırası gelmediği halde şimdi bülbül gibi şakırdıyor da.
Sakın sıra kendisine geldiğinde, bir yeni şovu daha hayata geçirip, bayılma numaraları yapmasın.
Başka nasıl anlatacak, iki villanın hikayesini..
Tutuklu sanıkların hemen tamamı, bitti, bitiyor.
Son olarak da Ekrem İmamoğlu dinlenecek..
Yoksa, “Ben küçüklüğümden beri böyle mendil ile dolaşırım.. Mendil, dilenmek için değil, durduk yerde terlediğim için” deyip, zorlandığı soruların çıkarttığı damlacıkları mı silecek?
Dünkü duruşmada savurduğu yalanlardan devam edelim.
“İBB yönetici kadrosunun yüzde 60’ın üzerindeki kısmı eski kadrolardan olan insanlardır.”
Ne derece denetlenebilir seçim idi, tartışılır. Delegelerin satın alınmasındaki gibi, ne numaralar çevirdikleri, bir yıl sonra, iki yıl sonra ortaya çıkarsa, hiç şaşırmam.
Çünkü bizzat kendi oy kullandığım sandıkta, AK Parti’nin oyları 300’ü geçtiği halde, ertesi günü resmi kayıtlarda Ak Parti’nin oy sayısının 15 civarında olduğunu görünce, hayret etmiştim.. Sonradan düzeltildi, ama ya itiraz edilmeyenler.. Kaç itiraz edilmeyen sandıkta, Ak Parti’nin oyları CHP’ye yazıldı, bilemiyorum. İstanbul’un göbeğinde bu numarayı yapanların, kenar mahallelerde neler yapabileceğini düşünmek bile istemiyorum..
Yüzde 60’ı eski kadrolar denilen yönetici kadrosuna bakalım..
İBB’nin başkan yardımcıları arasında, eski kadrodan bir kişi kaldı mı?
Genel sekreter yollandı. Şube müdürleri yollandı..
Zaten memur olan, disiplin süreci dışında görevden alınması mümkün olmayanlar kaldı..
İGDAŞ’tan başlayın. İspark’a kadar. Ağaç A.Ş.’ye kadar..
30’dan fazla iştirakte tüm genel müdürler değiştirilmemiş miydi?
Ama 30’dan fazla iştirak şirketinin tamamının genel müdürlerini kendiniz yeni isimler olarak atıyorsunuz..
Haydi, “Her başkan, kendi ekibi ile çalışma hakkına sahip değil mi” sorusuna hak verelim..
“Başarısızlık halinde, sandıkta halk, fatura keser. Başarılı olmak için, iştiraklerin başındaki genel müdürleri değiştirmiş” diyelim..
HDP ve İyi Parti kontenjanından isimlere kadroları paylaştırdıklarını bir kenara bırakıyorum, genel müdürler seviyesinde Ekrem beye, hak veriyorum..
Onlardan bir tane kaldı mı, söyler misin Ekrem bey.
Daha bir gün önce, Doğan Hamit Doğruer ne diyordu?
“İBB, Kültür A.Ş. genel müdür yardımcılığı kadrosunda boşluk olduğunu duyunca müracaat ettim.”
Ekrem bey de, “sizin gibi güzel insanlarla çalışmak ne güzel” diyerek, “Yüzde 60’ı eski çalışanlardan” diye tanıttığı yönetici kadrosundaki İBB’de hiç çalışmamış isim üzerinden algı operasyonunu sürdürüyor..
Genel Müdür yardımcıları bile değiştirilmiş.
Ha, şimdi Ekrem bey çıkıp diyecek ki, “Hamit bey değil ama.. Bak şu şu isimler, İBB’de imişler. Ben onları genel müdür yardımcısı yaptım.”
CHP zihniyetli isimler, AK Parti döneminde, partizanlık yapılıp, kapının önüne konulmamış. Yıllarca seçimi kazanan AK Parti, böyle bir despotluk yapmamış.
“Ben başkan seçildiğimde, İBB kadroları CHP’li kaynıyordu. Biz kendi partilerinden adamları aldılar” diye eleştiriyorduk ama. Başkanlık koltuğuna oturunca gördüm, CHP’liler vızır vızır” diyeceğine..
“Ben eski kadrolardan yönetim oluşturdum” diyor..
Çaycıyı, genel müdür yardımcısı yapıyor..
Şile Belediye Başkanı’nın “Ben belediye işlerinden hiç anlamam, kazansak da nasıl yapacağız” diye sorduğunda, Ekrem İmamoğlu’nun ne cevap verdiğini hatırlıyorsunuz değil mi:
Şile ilçesine aday gösterdikleri adam bile.. “Ben belediyecilikten anlamam” diyor..
Ama adamlar, “Sen seçil, biz hallederiz” diye cevaplıyor..
Kendi partisindeki yönetimi bile pavyon masalarında delege satın alarak değiştiren adamlardan ne beklersiniz ki..
“Hallederiz abi..” ile işleri yürütmüşler..
Sonra sıra gelmiş, “sistem”i para ile doldurmaya..
Ama “100 bin avronun altına da inmeyelim” denilerek, piyasanın ucuzlamaması için de gerekenler yapılmış..
İstenilen rüşveti vermeyen müteahhit mi var?
Adalar’da “İ..lik bu. O..luk bu” diye isyan ettiren yapılanlar da işte bu..
Bunların hepsini yazıyoruz, yazıyoruz da..
Bu adamların aldıkları rüşvetin vebali, sadece CHP’lilerde değil, bunu da hatırlatalım.
Saadet Partisi de bu vebalin altında. Gelecek Partisi de, DEVA partisi de..
Üç tane salon kendilerine tahsis edilecek diye.. Belediyelerden üç kuruşluk menfaat sağlanacak diye.
“Yolsuzluk.. Yolsuzluk” diye ter ter tepinen isimler.
Şimdi ortaklarının yolsuzluklarına. Ormanın ortasındaki inşaat için alınan 100 bin avroya sesleri çıkmıyor..
CHP genel başkanına verilecek makam aracı için, bir araç bedeli kadar yapılan donanımların belediye kasalarından ödenmesine çıtlarını çıkartmıyorlar..
Bir belediye başkanı hakkındaki ididalara, “İnansak mı acaba” diye tereddüt edebilirsiniz. İki belediye başkanı için, “Acaba” diyebilirsiniz.
Ama hemen her gün, bir il veya ilçe belediye başkanı tutuklanıyor.
Saadet’den tık yok. Gelecek’ten gık yok.