ABD’ye yeniden başkan seçilerek dünyaya barış getireceği sözünü verip Venezuela, Küba, Grönland gibi ülkelere göz diken, İran’a karşı İsrail ile birlik olup savaş başlatan Donald Trump, ABD’yi muz cumhuriyetine dönüştürmekle suçlanıyor.
İngiliz The Telegraph gazetesi yazarı Jeremy Warner, bugün kaleme aldığı yazısında, "başkanın en vahim davranışlarına gösterilen bariz hoşgörü, ABD’nin itibarını yerle bir ediyor” diyerek sitem etti.
İngiltere medyasını “Trump Deliliği Sendromu” ile suçlanırken Trump’ın yönetim tarzına ağır eleştirilerde bulundu.
Yazar Jeremy Warner, Trump’ın kamu görevlerini özel çıkarlardan ayıran sınırları algılayamadığı için "muz cumhuriyeti" benzetmesinde bulunarak, “Görünürdeki hoşgörü, ABD'nin temsil etmeye çalıştığı olgun, hukuka uygun yönetim biçiminden ziyade, üçüncü dünya ülkelerindeki muz cumhuriyetleriyle daha çok özdeşleşen seviyelere ulaşmıştır. Bunu yaparak, Amerika'nın hem uluslararası sermaye için güvenli bir liman hem de eşit fırsatlar ülkesi olarak itibarını yok etme tehdidi oluşturmaktadır” dedi.
ABD’nin küresel politika ve ekonomi çerçevesinde güvenilir oyuncu vasfını yitirdiği, hükümet içerisindeki yolsuzluk algılarının başlamasının da savaş ile birlikte büyük bir katkısı olduğu ifade edildi.
Özel ve kamu çıkarlarını birbirine karıştıran hamleleri ile ABD’yi çöküşe götüren Trump’ın ülkeyi ortaçağ kralları gibi yönettiği, etrafında çıkar peşinde koşan saray mensupları ile birlikte hareket ederek, teknoloji baronları, finansörlerin seçim için yüklü miktarda bağış yaptığını ve karşılığında Trump’tan sözleşmeler ve düzenleyici tavizler beklediklerini vurguladı.
Bir zamanlar Bitcoin'i "dolandırıcılık" olarak nitelendiren Trump, kripto para devrimini tamamen benimseyerek hem kendi ailesinin hem de birçok destekçisinin servetini önemli ölçüde artırdı.
Bazı bakanlık görevleri, Hazine Bakanı Scott Bessent ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick gibi, siyasi bağışlarla kısmen satın alınmış izlenimi veriyor.
Onların altında, kamu politikası ve sözleşme tahsisi konusunda geniş yetkiye sahip, adeta bir "yerleştirme" ordusu bulunuyor.
Bunların bir kısmı beklenen bir durum; tüm başkanlar müttefiklerine önemli pozisyonlar sunar ve aslında politikalarında onların çıkarlarını yansıtırlar.