YENİ PARTİ, MUHALİF KESİME YENİ BİR ŞEY SÖYLEYEBİLİYOR MU?
Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi iklim ne tam yaz ne tam bahar.
Yeni bir parti kuruldu adı üzerinde “Yeni Parti”
Bir tek adında “Yeni” ibaresi var o kadar!
Ayrıldıkları partinin tüm müktesebatını yanlarında götürdüklerini açık açık ilan ettiler.
“6 Ok gömleğini çıkartmadık” diyerek, ayrıldıkları CHP’de nöbetçi bırakarak çıktıkları “Yeni yolda” her an geri dönmek ya da birleşmek üzerine geliştirilmiş bir strateji uyguluyorlar.
Bu strateji muhalif kesimin beklentilerine cevap vermekten uzak. Yep yeni bir söylem ile siyasete yep yeni bir perspektif kazandırmaktan söz eden yok.
Paylaşım kavgasının sonucunda, evi terk edip başka bir ev kurup aynı düzeni orada sürdürmekten başkaca bir şey değil gibi görünüyor; bu ayrılık. Ne dersiniz?
Şu an için, Özgür Özel’in Yeni Partisi’nin CHP’den tek farkı isminin değişmiş olması.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNDE ŞİMDİ “İNCE İŞÇİLİK” ZAMANI
Bir meselemiz daha var, “Terörsüz Türkiye”de finale yaklaşmak. Geçtiğimiz hafta, “Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik” demiştik. Orada Şeyh Said Yasası’na da atıf yapıp, kendini tasfiye etmiş terör örgütü PKK’nın elemanlarının ne olacağına ilişkin Meclis’te çıkacak olan “Müstakil, süreli” kanuna atıf yapmıştık.
Kanun ile ilgili çalışmalarda peşrev faslı bitti. Şimdi Meclis Komisyonu’na üye veren partilerin uzlaştığı ve ortak imza ile komisyona gelecek kanun teklifinin yazımına geçiliyor.
Teknik takip ve sahada olup bitene dair MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın ince eleyip sık dokuduğu görülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği brif sonrasında sürecin hızlandığını da biliyoruz.
Bununla birlikte sahada da Süleymaniye-Erbil hattında önemli gelişmelerin yaşandığını duyuyoruz.
Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in deyimiyle, “Şimdi politik söylemler ve siyaset yapma yerine, ince işçilik zamanı!”
Yasanın sorunsuz bir şekilde çıkması için herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor.
Bu arada DEM tarafında bir tartışmanın olduğunu da biliyoruz. Bazı DEM Partililerin Öcalan gibi, bazı isimlerden rahatsız olduğu aşikar. Onlara göre, rahatsızlık duyulan isimlerin çoğu “dışarı”nın aparatı olarak orada. Bakalım o aparatlar Meclis safhasında nasıl pozisyon alacak?
Dileriz ki DEM içinde cılız sesler olarak kalsınlar. Ve ilk kongrede tasfiye olsunlar.
Bir de Meclis safhasında İyi Parti’nin “Görülmemiş direnç” meselisi var. Musavat Dervişoğlu'nun Terörsüz Türkiye projesi başladığı günden bu yana hep bir karşı duruşu vardı. Bir yönüyle, bu meseleye mesafeli duran kesimlerin sözcülüğünü de yaptı. Bu da bir kazanımdı. Ancak yasa çalışmaları sırasında demokratik tepki dışındaki her hareket hem memleketi hem milleti gerecektir. İyi Parti liderliğinin bu konuya bir de bu yönden bakmasında fayda vardır.
EKONOMİDE VAKİT DARALIYOR, SANAYİCİ VE DAR GELİRLİNİN SABRI TAŞIYOR
Üç meselenin sonuncusuna gelecek olursak elbette ekonomi başlığını açmalıyız.
Ekonomide, her kesimin büyük rahatsızlık duyduğu husus, “enflasyon” ve elbette yüksek faiz meselesi.
Ücretlerin enflasyon karşısında erimesi büyük bir sorun olarak duruyor.
Faiz ise özellikle üretimi, sanayi kesimini ciddi ciddi rahatsız ediyor.
Hal böyle olunca, 1.6 trilyon dolarlık Türkiye ekonomisinde “Geride kalma ihtimali olan dezavantajlı gruplar” ile istihdam oluşturmak isteyen sanayici ve üreticiler aynı cendereyle boğuşuyor.
Bu konuda artık atılacak hızlı adımlara ihtiyaç var.
Yoksa, büyük iflaslar yaşanacak. Dezavantajlı dar gelirliler, kervanın arkasından yürüyemez hale gelecek.