Bilim kurgu filmlerini hatırlatan yeni bir araştırma, teknoloji dünyasında dikkatleri üzerine çekti. Conduit adlı San Francisco merkezli girişim, insanların beyin aktivitelerinden elde edilen sinyalleri cerrahi bir implant kullanmadan analiz ederek bunları yapay zekâ sistemleri için kullanılabilir metin veya komutlara dönüştürmeyi hedefliyor. Şirket bu yaklaşımı “telepati” olarak tanımlasa da mevcut çalışma, serbest biçimde insanların tüm düşüncelerini okuyabilen hazır bir sistem anlamına gelmiyor.
Conduit’in yapay zekâ modellerini eğitmek amacıyla yürüttüğü veri toplama çalışmalarında katılımcıların yaklaşık iki saatlik oturumlar için 50 ila 55 dolar aldığı bildiriliyor. Katılımcılar elektrotlarla donatılmış, yaklaşık 1,8 kilogram ağırlığında bir başlık takarak yapay zekâyla konuşuyor, dinliyor, okuyor veya yazıyor. Bir kişinin en fazla 32 oturuma katılabildiği de aktarılan bilgiler arasında.
Projenin uzun vadeli hedefi ise klavye, telefon ya da sesli komut kullanmadan yapay zekâ sistemleriyle doğrudan beyin sinyalleri üzerinden iletişim kurulabilmesi. Bu yönüyle çalışma, beyne cerrahi elektrot yerleştirilmesini gerektiren bazı beyin-bilgisayar arayüzlerinden ayrılıyor; Conduit şu aşamada dışarıdan takılan, non-invaziv bir cihaz geliştirmeye odaklanıyor.
Conduit’e kurucu araştırmacı olarak katılan eski OpenAI araştırmacısı Naomi Bashkansky, yayımladığı gelecek senaryolarında 2027’den itibaren düşünce tabanlı komutların daha işlevsel hâle gelebileceğini, 2030’a gelindiğinde ise yapay zekâ sistemleriyle çok daha doğrudan nöral etkileşimlerin mümkün olabileceğini öngörüyor. Ancak bunların mevcut bir ürün takvimi ya da kesinleşmiş şirket taahhüdü değil, Bashkansky’nin iyimser gelecek tahminleri olduğu özellikle belirtiliyor.
Teknoloji başarıya ulaşırsa insan-makine etkileşiminde yeni bir dönem başlayabilir. Bununla birlikte beyin verilerinin kim tarafından saklanacağı, nasıl korunacağı ve hangi amaçlarla kullanılabileceği gibi zihinsel mahremiyet konuları da giderek daha önemli hale gelebilir. Şimdilik araştırma aşamasındaki bu teknoloji, hem sunduğu olasılıklar hem de beraberinde getirebileceği etik sorular nedeniyle yakından takip ediliyor.