Beyaz Saray ve Pentagon'un "İran ordusu artık savaşamaz" açıklamalarının aksine, CIA ve askeri istihbarat birimlerinden gelen son veriler korkutucu bir tabloyu gözler önüne serdi. İran'ın stratejik füze kapasitesini büyük oranda koruduğu, mobil fırlatma sistemlerini sahaya sürdüğü ve kritik su yollarını yeniden hedef hattına aldığı ortaya çıktı. ABD ordusunun ise harcadığı devasa mühimmat miktarı nedeniyle kendi cephaneliğinde kritik eşiğe dayandığı bildirildi.
İran'ın stratejik hamleleri, özellikle dünyanın en kritik suyollarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda yoğunlaşmış durumda. İstihbarat birimlerinden sızan bilgilere göre, Tahran yönetimi bölgedeki hakimiyetini yeniden tesis etti. Bazı üst düzey yetkililer için en endişe verici olan şey, İran'ın Hürmüz Boğazı boyunca bulundurduğu 33 füze rampasından 30'una yeniden operasyonel erişim sağladığına dair kanıtlar olmasıdır. Bu gelişme, bölgedeki enerji sevkiyatı ve askeri hareketlilik için en üst düzey alarm verilmesine neden oldu.
Farklı bölgelerdeki hasar düzeyine bağlı olarak değişen derecelerde, İran füze rampalarını kullanarak füzeleri başka yerlere taşıyabiliyor. Bazı durumlarda, tesislerin bir parçası olan fırlatma rampalarından doğrudan füze fırlatabiliyor. Bu hareket kabiliyeti, İran'ın hedef alınmasını zorlaştırırken, her an saldırabileceğini gösteriyor.
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) tarafından hazırlanan son raporlar, İran'ın askeri envanterinin büyük bir kısmını korumayı başardığını kanıtlıyor. CIA tarafından yapılan değerlendirmelere göre, İran, ülke genelindeki mobil fırlatma rampalarının yaklaşık yüzde 70'ini hala kullanıyor ve savaş öncesi füze stokunun da yaklaşık yüzde 70'ini muhafaza ediyor. Ancak Tahran cephesi, bu rakamların çok daha üzerinde bir güce sahip olduklarını iddia ediyor. CIA'in raporunu değerlendiren İran Dışişleri Bakanı Arakçi, "Kapasitemizin yüzde 75'ini koruduğumuz doğru değil. Mevcut kapasitemiz yüzde 120" açıklamasında bulundu.
The New York Times’ın haberine göre, askeri istihbarat teşkilatları, uydu görüntüleri ve ileri teknoloji gözetleme araçlarıyla yaptıkları analizlerde, İran'ın yer altı sığınaklarının durumunu mercek altına aldı. Elde edilen verilere göre, İran'ın ülke genelindeki yer altı füze depolama ve fırlatma tesislerinin yaklaşık yüzde 90'ına yeniden erişim sağladığını ve bunların şu anda "kısmen veya tamamen faal" durumda olduğunu bildirdi. Bu durum, operasyonların İran'ın ana vurucu gücüne kalıcı bir darbe vuramadığını gösteriyor.
Washington yönetimi, sahadan gelen raporlara rağmen "zafer" söylemini sürdürmeye çalışıyor. 9 Mart'ta, savaşın başlamasından 10 gün sonra, Başkan Trump CBS News'e İran'ın "füzelerinin dağıldığını ve ülkenin askeri anlamda hiçbir şeyinin kalmadığını" söyledi.
Savunma Bakanı Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısında, 28 Şubat'ta başlatılan ABD-İsrail ortak harekatı olan Destansı Öfke Operasyonu'nun "İran ordusunu yerle bir ettiğini ve onu önümüzdeki yıllar boyunca savaşamaz hale getirdiğini" açıkladı.
Beyaz Saray sözcüsü Olivia Wales ise eleştirilere sert yanıt vererek, İran hükümetinin "mevcut gerçekliğin sürdürülebilir olmadığını ve İran'ın ordusunu yeniden kurduğunu düşünen herkesin ya hayalperest ya da İran İslam Devrim Muhafızları'nın sözcüsü" olduğunu söyledi.
İran'a karşı yürütülen operasyonlar, ABD'nin kendi mühimmat stoklarını da tehlikeli seviyelere indirdi. ABD ordusu, Tomahawk seyir füzeleri, Patriot önleme füzeleri ve Precision Strike ve ATACMS kara konuşlu füzeleri de dahil olmak üzere birçok kritik mühimmat stokunu tüketmiş durumda.
Bu devasa harcama, ABD'nin savunma sanayii kapasitesini ve olası yeni bir çatışmaya hazırlık durumunu ciddi şekilde sorgulatıyor.
KAYNAK : Haber7, The New York Tİmes