SON DAKİKA HABERİ: İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, tv100 canlı yayınında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Bakan Çiftçi, Sermaye piyasası işlemlerine yönelik yürütülen "fon soruşturması" kapsamında "suç örgütüne üye olma" ve "SPK kanununa muhalefetten" tutuklanan Fatma Betül Sayan Kaya ile ilgili dikkat çeken bir açıklama yaptı.
Bakan Çiftçi'nin açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
Fatma Betül Sayan Kaya'nın, fon soruşturmasının sembol isimlerinden biri olduğunu belirten Bakan Mustafa Çiftçi, "Devletimiz her zaman 18 yaşındadır. Ben 30 yıllık kamu görevlisiyim. Hiçbir zaman yapanın yaptığı yanına kâr kalmamıştır. Hesap vermek gecikebilir ancak sorumlular, kim olursa olsun, eninde sonunda yaptıklarının hesabını verecektir. Bugünkü tutuklamayı da biliyoruz, fon soruşturmasının sembol isimlerden biriydi. Buna bulaşanların yanına kar kalmayacağını söyleyebilirim." dedi.
Cumhurbaşkanımız sürecin başından beri bu konuyu yakından takip ediyor. Cumhurbaşkanımızın başkanlık ettiği bazı toplantılarda da bulundum. Bu konuda talimatı oldukça net. Kim bu işe girdiyse, haksız kazanç elde ettiyse, o kişilerin bunun yanına kar kalmayacağı, haksız kazanç sağlayan kişilerden tutarların alınıp mağdur kişilere ödeneceği yönünde açıklaması vardı.
Konuyla ilgili Fon Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. Devlet Denetleme Kurulu'na da konuyla ilgili görev verilmiş durumda. Bunların dışında Adalet Bakanlığımızın da konuyla ilgilli soruşturmaları var.
Rakamları da sizlerle paylaşayım.
Şimdiye kadar 433 şüpheli şahıstan 112'si tutuklandı. 186'sı hakkında adli kontrolle serbest bırakılma var. 38 firari için de yakalama kararı çıkartılmış durumda. 359 gerçek ve 111 tüzel kişinin de mal varlıklarına blokaj konuldu. Cumhurbaşkanımız zaten ifade etti.
Hiçbir şekilde bütçeden harcama yapılmadan mağduriyetlerin giderilmesine ilişkin net bir talimatı var.
Devletimiz her zaman 18 yaşında. Ben 30 yıllık kamu görevlisiyim. Hiçbir zaman yapanın yaptığı yanına kar kalmamıştır. Yarına kalmıştır ama yanına kalmamıştır. Sorumlular önünde sonunda hesabını verecek.
Bu konuda da 2025-2026 eğitim öğretim yılının ikinci yarısında Şanlıurfa'da ve Kahramanmaraş'ta malesef elim bir hadise yaşanmıştı.
Biz MEB ve İçişleri olarak tedbirleri arttırdık. Daha da geliştirilmesi yönünde bu tedbirlerin çalışmalar yaptık.
4 ay çalıştık, 7 bakanlık bir araya geldik.
Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığımız, Gençlik ve Spor Bakanlığımız ve Milli Eğitim Bakanlığımız ve Sağlık Bakanlığımız da var. Tüm bakanlıklar bir araya geldik.
Herhangi bir şekilde sızıntı verdiklerinde öğrenciler bunun erken zamanlarda teşhis edilmesi ve okulun, sosyal hizmetlerin hemen devreye girdiği ve gerekli tedbirlerin alındığı bir protokol imzaladık. Protokol şu anda yürürlükte.
Okul güvenliğiyle ilgili İçişleri Bakanlığı olarak genelge de yayımladık, valiliklerimizi de talimatlandırdık. Şu anda 611 müfettişimiz sahayı tarıyorlar. Alınan tedbirleri, tedbirlere ilişkin bir açıklık var mı vs. diye. Önümüzdeki günlerde bu konuyla ilgili raporu da bize sunacaklar.
Tedbirleri arttıralım diye çalışma bakanımızla görüşmüştüm. 31 bin kadro verdiler bize. Bu kişiler güvenlik sertifikasına da sahipler. 31 bin kişiyi istihdam ettik ve 28 bin 945 kişi göreve başladı. Bunlar okul bahçe görevlisi olarak, polislerimizin bekçilerimizin yanında onlar da çalışıyor. Onlara dedektör de verdik.
Bunun dışında okulun bahçe duvarlarının dışarısında güvenlik, asayiş ekiplerimiz var. Çocuk şube görevlilerimiz, narkotik ekiplerimiz, trafik ekiplerimiz hepsi çalışmalarını sürdürüyor.
Okullardaki güveni ve narkotik suçlarla mücadeleyi sadece okullarda önleyemeyeceğimizi biliyoruz. Bu konuda okullardaki önlem dışında ailelerimiz de mutlaka yer almalı. Okullarımız mutlaka yer almalı. Sağlık teşkilatının destekleri bizim için önemli. Aile bakanlığımızın destekleri önemli.
Şefkat Kalkanı projemiz şu: Bizim daha önceden bir çocuğu en iyi annesi tanır şeklinde bir ifademiz vardı. Bu projeyle ailelerimizi de bu konuda eğitmek istiyoruz. Çocukta bir değişim veya sızıntı varsa aile bunu okul yönetimine, kolluk teşkilatına, sosyal hizmetler müdürlüğüne tedbir için bildirmesi gerekebilir.
Hep beraber tedbir alalım. Sorun ortaksa çözüm de ortak olmalı diyoruz.
İçişleri Bakanlığı olarak her meseleyle aşağı yukarı bağlantımız var mutlaka. Temmuz ayında bir NATO zirvesi oldu Ankara'da 56 bin polisimiz görev aldı. Devlet başkanları geldiler ve ülkemiz için çok prestijli bir toplantıydı.
Her şeyi A'dan Z'ye tüm teferruatıyla hesapladık. Orada Ankara'yı merkeze alarak etrafındaki illeri birinci, onun etrafındaki illeri ikinci dereceden, sınır illerimizi ise üçüncü dereceden iller olarak belirledik. Aynı sistemi COP31 için uyguluyoruz.
Yeşille gösterilen iller birinci, turuncu iller ikinci dereceden iller, lacivert yerler ise sınır hattı olarak üçüncü dereceden illerimiz. Bu illerin her biri için özel tedbirlerimiz var.
NATO tedbirlerine benzer güvenlik tedbirleri aldık. Antalya'da 26 bin polis görevde.
COP31 için de havada, karada, denizde tedbirlerimiz var. Biz yine bu organizasyonu kusursuz şekilde tamamlamayı planlıyoruz. Her türlü negatif gelişmeye karşı planımız hazır. 100'e yakın devlet başkanı katılacak
200 civarında bakan katılacak, 20 bin civarında delegasyon katılacak. Her gün 100 bin ziyaretçi gelecek buraya. Bu organizasyonu da alnımızın akıyla tamamlayacağız.
AK PARTİ 24. YAŞINDA
AK Parti kurulduğunda ben 30'lu yaşlarda genç bir kaymakamdım. 28 Şubat dönemini tüm ağırlığıyla yaşamış birisiyim. O dönemde bir kaymakam olmama rağmen mesleğimizi nerdeyse sürdüremez duruma gelmiştik. 2002 yılında milletimiz tercihte bulundu ve iradesini ortaya koydu. O günden bugüne AK Parti'ye verdiği kredisini hiçbir zaman geri almadı.
İktidara gelmesiyle beraber AK Parti vesayet odaklarına karşı kararlı bir mücadele yürüttü. Askeri vesayete, yargı bürokrasisine, YÖK bürokrasisine karşı bir mücadele yürüttü. Bunları geriletti ve millet iradesini egemen kıldı.
Başörtüsü meselesi, ülkenin gündemindeki en önemli meselelerden biriydi. Cumhurbaşkanımız başlarda genel başkandı, ardından başbakan ve cumhurbaşkanı oldu. Ayasofyanın açılması milletimizin 86 yıl beklediği bir özlemdi, bununla ilgili zincirler kırılacak diye sloganlar atılıyordu. 2020 yılında Ayasofya da müzeden camiye dönüştürülmüş oldu.
50 yıldır terörle yattık kalktık, ağır bedeller ödedik. Ben 2001-2002 yılında Erzurum'da kaymakamdım. Bir dönem Van'da görev yaptım. Erzurum, Bitlis'te çalıştım. Malatya'dan öbür tarafa geçtiğiniz zaman sanki ülke değiştirmiş gibi oluyordunuz. Yol kontrol noktaları vardı. Kolluğun denetimleri daha da sıklaşıyordu.
Terörsüz Türkiye'yle beraber 50 yıllık prangadan da kurtulmuş oluyoruz. Bu da başlı başına Cumhuriyetin ikinci asrının büyük başarılarından birisi. Cumhurbaşkanımızın iradesinin bu konuda belirleyici bir etkisi var. 2 sene önce Malazgirt'te iç cephenin tahkimi ile başladı bu süreç.
Ardından sayın Devlet Bahçeli'nin bu konudaki desteğiyle bu konu iyi bir noktaya geldi. Meclis'te komisyon toplantıları yapıldı, hukuki zemin oluştu. Bu da Cumhur İttifakı'nın başarılarından birisi. O günden bugüne süreci yaşadığım için çok iyi karşılaştırma yapabiliyorum.
Güvenlik noktasında da bugün sınırlarımız daha güvenli. Kara sınırlarımızda, doğu sınırlarımızda bin 365 kilometre sınır duvarlarımız var.
Optik kuleler inşa ettik, dronelerle, İHA'larla sürekli gözetleniyor. Sınırlarımız şu anda daha güvenli. 7/24 devriye atıyorlar.
Bakanlık olarak her hafta pazartesi günü bir gündemle toplanıyoruz. Bunun başlığı bazen asayiş, bazen organize suç örgütleriyle ilgili olabiliyor, narkotik, siber suçlar, düzensiz göçler olabiliyor.
Önceden mahallede kabadayılar vardı, ardından bunlar mafya tipi örgütlenmelere dönüştü, şimdi yeni nesil suç örgütleri deniyor. Bunlar dijital ortamda örgütlenen suç örgütleri olarak karşımıza çıktı.
En büyük özellikleri dijital ortamda örgütlenmeleri. Eskiden mafyanın belli bir hiyerarşisi bir yerleri vardı. Yeni nesil suç örgütlerinin bir merkezleri ve belli bir yapıları yok. Dijital örgütleniyorlar.
Tamamen dijital ortamdalar yani. Bunlarla mücadele etmek mafya ile mücadele etmekten daha zor. Bütün ağırlığımızı da buraya kaydırdık. Ben görevi devraldığımda kendime iki önemli mücadele alanı belirlemiştim. Birisi yeni nesil suç örgütleriyle mücadele ve ikincisi de narkotik suçlarla mücadele konusundaydı.
Bu yıl sadece İstanbul'da 190 operasyon gerçekleştirdik.
Dijital ortamda gençlerimizi kandırıyor bu suç örgütleri. Bir kullan-at taktiğiyle işliyorlar. Başları sıkıştığında ise bu yeni nesil suç örgütü üyeleri yurt dışına kaçıyorlar.
KAYNAK : TV100, HABER MERKEZI