İsveçli savaş pilotu Villman Türkiye'nin tank avcısına hayran kaldı
NATO etkinliklerinde de yer alan İsveçli savaş pilotu ve savunma içerik üreticisi Max Villman'ın son durağı Türkiye oldu. Başkent Ankara'da bulunan FNSS tesislerini ziyaret eden Villman, Türk savunma sanayisinin gururu olan zırhlı araçları yakından inceledi. FNSS Kurumsal İletişim Müdürü Cem Altınışık'ın eşlik ettiği Villman, kendi kanalında yayınlamak üzere PARS 4x4, ZAHA ve PARS ALPHA 8x8 araçlarının direksiyonuna geçerek sahadaki performanslarını test etti.
"TAM BİR TANK KATİLİ"
PARS 4x4'ün özel bir görevi olduğunu belirten FNSS Kurumsal İletişim Müdürü Cem Altınışık, "Evet, bu tam bir tank avcısı, aslında bir tank katili. Tanksavar füzelerini ve yedek mühimmatları taşımak gibi spesifik bir görevi var. Onu özel kılan şey ise amfibi olması. Bir nehir kıyısına geldiğinde hiçbir hazırlık yapmadan doğrudan suya girip yüzebilir ve nehri kolayca geçebilir." dedi.
Aracın vur-kaç taktiği için ideal olduğunu vurgulayan Altınışık, "Kesinlikle. İstihkamcıların onlar için bir köprü kurmasını beklemenize gerek yok. Sadece nehri yüzerek geçer, görevini tamamlar ve geri döner. Çünkü ateş edip hemen uzaklaşmak zorundadır, aksi takdirde bir hedefe dönüşür." ifadelerini kullandı.
Motor grubunun aracın arka kısmında yer aldığını anlatan Altınışık, yüzmek için daha fazla açık alana ve hava girişine ihtiyaç duyduklarını, bu tasarımın aynı zamanda mürettebat için mükemmel bir görüş açısı sağladığını kaydetti. Araçta nişancı, nişancı yardımcısı, sürücü ve sürücünün hemen yanında oturan komutan olmak üzere dört kişilik bir görev ekibi bulunduğunu söyleyen Altınışık, "Bu bir genel maksat aracı değil, silah sistemini taşımak ve ateş gücünü gereken yere ulaştırmak zorunda. Şu anda ordunun envanterinde hizmet veriyor. Birkaç yüz adedi teslim edildi ve ordu için üretimimiz hala devam ediyor." diye konuştu.
"KASIRGAYA YAKIN DURUMLARDA BİLE YÜZEBİLİYOR"
İkili daha sonra deniz piyadeleri için özel olarak tasarlanan Zırhlı Amfibi Hücum Aracı'nın (ZAHA) yanına geçti. Bu aracın tamamen farklı bir konseptte olduğunu ifade eden Altınışık, "Burada birlikleri, özellikle de deniz piyadelerini taşıyoruz. Bu bir deniz piyadesi hücum aracı. Deniz Piyadeleri Kolordusu'nu denizden kıyıya ulaştırmak için inşa edildi. Ayrıca adadan adaya, karadan adaya veya adadan karaya gibi kıyıdan kıyıya operasyonlar da yapabilir." dedi.
Araçların amfibi hücum gemilerine (LPD) yüklenebildiğini belirten Altınışık, "Bu araç 21 deniz piyadesini taşıyor. Okyanusta veya denizde kullanabilirsiniz, suda 7 knot hıza kadar çıkabilir. Neredeyse bir kasırgaya yakın olan 4. Deniz Durumu'na (Sea State 4) kadar kullanılabilir. Aslında 4. Deniz Durumu'nda asla operasyon yapmak istemezsiniz ama eğer olursa, yüzmek hala güvenlidir. Suda hava soğutmasından tıpkı bir tekne gibi su soğutmasına geçiyoruz ve hava girişini tamamen kapatıyoruz. Yapısı sayesinde ters dönse bile kendi kendini düzeltebiliyor." diye konuştu.
VİLLMAN: ÇOK KEYİFLİYDİ
Ziyaretin en heyecan verici bölümünde Max Villman, PARS ALPHA 8x8 Yeni Nesil Zırhlı Muharebe Aracı'nın direksiyonuna geçti. Test sürüşünün ardından aracın çok yüksek hızlara çıkabildiğini, arazide mükemmel bir yol tutuşuna sahip olduğunu ve frenlemesinin çok kolay olduğunu belirten Villman, "Tüm o yükle, kuleyle ve her şeyle bu aracı kullanabilmek gerçekten çok keyifliydi." dedi.
Aracın korkutucu ve heybetli görünümüne dikkat çeken Villman'a yanıt veren Altınışık, "Kesinlikle. Bu, savaş alanında mızrağın ucu. Yeni nesil zırhlı savaşlar için özel olarak inşa edildi ve Türk ordusu tarafından Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Programı için seçildi. Araç 30 tonun üzerinde ve 8x8 yapısında. Üzerinde atışa hazır iki ATGM bulunan iki kişilik bir kule var. Ana silahımız 30 milimetrelik Bushmaster, ancak silahın özel yapısı sayesinde 40 milimetreye de dönüştürülebiliyor. Ayrıca 7.62 eş eksenli zincirli tüfeğimiz var ve kullanıcı gereksinimlerine göre aracın üstüne uzaktan komutalı silah sistemi de eklenebiliyor." dedi.
"MAYIN PATLAMASINDAN UZAKTA KALIYORSUNUZ"
PARS ALPHA'yı özel kılan en büyük detayın güç grubunun konumu olduğunu anlatan Altınışık, "Geleneksel yaklaşımın aksine, motoru yan yana yerleştirdik ve aracın ön ucuna, birinci aksların üzerine çok kompakt bir şekilde sığdırdık. Bu sayede sürücü ve komutan yan yana oturabiliyor, birbirleriyle ve mürettebatın geri kalanıyla göz teması kurabiliyorlar. Ağır zırh altındasınız ve kapakları açmanıza gerek yok. 360 derecelik kamera sistemi sayesinde zifiri karanlıkta bile aracı rahatça kullanabilirsiniz. Motorun bu konumu, ön kısımdan gelebilecek tehditlere karşı ekstra bir üst koruma sağlıyor. Ayrıca bir mayına çarparsanız, mayına ilk temas eden birinci akslarınız olur. Bu da mürettebatınızla birlikte mayın patlamasından uzakta kaldığınız anlamına gelir." dedi.
"NİŞANCI SİLAHI AYAĞIYLA BİLE ATEŞLEYEBİLİR"
Aracın arka kısmındaki süvari aracı konfigürasyonunu tanıtan Altınışık, "Süvari, daha çok keşif görevleri içindir. Aracı ana muharebe tanklarına çok yakın bir şekilde piyadelerle birlikte kullanabilirsiniz. Düşman ateşini keşfetmenize ve tanklarla birlikte ateş gücü sağlamanıza yardımcı olur. Ana muharebe tanklarını sizden uzak tutmak için her iki yanda at-unut özellikli tanksavar füzeleriniz var, bunları 5 kilometre mesafeden ateşleyebilirsiniz. Bu, yeni nesil herhangi bir ana muharebe tankının menzilinin dışındadır." diye konuştu.
Aracın 30 tonluk ağırlığının temel nedeninin sunduğu yüksek zırh koruması olduğunu vurgulayan Altınışık, "Rakamlar gizli olduğu için veremiyoruz ama aynı platform içinde hem mayın hem de el yapımı patlayıcı (EYP) koruması sağlayabildiğimizi söyleyebilirim. EYP'ler mayınlardan çok daha büyük olabilir ve yere yerleştirilmek yerine yanlara veya ön tarafa konulabilir. Ağırlığın ana nedeni mürettebatı güvende tutmaktır." dedi.
Araç içindeki hayatta kalma donanımlarına da değinen Altınışık, "Mayın patlamasını sönümleyen koltuklarımız, otomatik yangın söndürücülerimiz ve her yerde parçacık kalkanlarımız (spall liner) var. Gövdeye bir darbe geldiğinde oluşan parçacıkları bu özel malzeme tutuyor. Isı, soğuk ve sese karşı tam izolasyon var. Özel tüfek raflarımız sayesinde mayın patlaması anında tüfeklerin havada uçuşmasını engelliyoruz. Çünkü mayına çarptığınızda 0G'den 100G'ye çıkarsınız ve içerideki her şey bir mermiye dönüşür. Beş noktalı emniyet kemerleri sizi koltuğa sabitler." ifadelerini kullandı.
DEVAMINI GÖR