İşgalci İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda şehit sayısı 74 bin 40'a, yaralı sayısı ise 175 bin 168'e yükselirken, bölgenin yeniden inşası için tartışmalar sürüyor. Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu marjında Gazze'nin yeniden inşasının orta vadede 35,2 milyar dolar, gelecek 10 yılda ise 71,4 milyar doları bulacağı ifade edilirken, Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani'den 2014 sonrası oluşturulan Gazze fonu hakkında dikkat çeken açıklamalar geldi.
İngiliz gazeteci Piers Morgan'ın Sansürsüz adlı tartışma programına konuk olan Al Sani, Katar'ın Hamas ile yürüttüğü temasların arka planını anlattı. Sürecin ABD'nin talebi doğrultusunda başladığını belirten Al Sani, "Hamas'la çok sayıda diyaloğa aracılık ettik. Siyasi ofislerini Şam'dan çıkardıklarında bu süreç tamamen koordine edildi. Bunun bir nedeni vardı: Hamas'ın Suriye'deki iç savaşa dahil olmasını ve Suriye'nin onlar tarafından bir platform olarak kullanılmasını önlemek ve aynı zamanda bölgesel güvenliği sağlamak." dedi.
Katar'ın ilerleyen yıllarda Hamas ile soykırımcı İsrail arasında çok sayıda çatışmada arabuluculuk yaptığını hatırlatan Al Sani, "Gazze'ye gönderilen aylık fonlar vardı. Bunlar her ay 30 milyon dolardı. Her bir doların doğru kişiye ve İsrailliler tarafından doğrulanmış doğru kanala gitmesini çok net bir şekilde güvence altına aldık" diye konuştu.
"İDDİALAR TAMAMEN SAÇMA"
Katar tarafından Gazze'ye aktarılan paraların Hamas'ın askeri kanadına gittiği yönündeki iddialara tepki gösteren Al Sani, şunları kaydetti:
"Bu iddialar tamamen saçma. Çünkü bu programın en başından beri, 2014'teki savaşın ardından Gazze'nin yeniden inşası için ayrı olarak oluşturulmuş bir yeniden imar fonumuz vardı. Bu fonla hastaneler, okullar ve İsrailliler tarafından yıkılmış konutlar inşa edildi. Daha sonra Gazze'ye gönderilen aylık fonlar vardı. Bunlar her ay 30 milyon dolardı. Bu para açıkça İsrailliler tarafından talep edilmiş, ABD ve Birleşmiş Milletler (BM) ile koordine edilmiş ve özellikle İsrailliler tarafından tanımlanan bir mekanizma üzerinden gönderilmiştir."
"PARAYI FİİLEN İSRAİLLİLER KENDİLERİ AKTARIYORDU"
Gönderilen 30 milyon dolarlık aylık fonun dağılım detaylarını paylaşan Al Sani, bu miktarın 15 milyon dolarının Gazze'deki elektrik üretim jeneratörlerinin çalıştırılması için İsraillilerden gaz satın alınmasında kullanıldığını aktardı.
Geriye kalan 15 milyon doların titizlikle bölündüğüne dikkat çeken Al Sani, "Bunun 10 milyon doları yardım olarak 100 bin aileye, aile başına 100 dolar olacak şekilde veriliyordu. Bu aileler yoksulluk sınırının altında yaşayan ve İsrail güvenlik kurumları tarafından doğrulanmış ailelerdi. Bu ailelerin listesi her ay İsrailliler tarafından onaylanıyordu." ifadelerini kullandı.
Kalan 5 milyon doların ise Gazze'deki sivil memurların maaşlarına ayrıldığını vurgulayan Al Sani, "Bu kişilerin listesi de doğrulanıyor ve para Birleşmiş Milletler ile İsrailliler tarafından onaylanmış bir bankaya yatırılıyordu. Hatta paranın insanlara dağıtılması amacıyla bu bankalara parayı fiilen İsrailliler kendileri aktarıyordu." dedi.
"NETANYAHU HÜKÜMETİ İÇİN EN KOLAY YOL SUÇU BAŞKALARINA ATMAK"
Programın başlangıcında söz konusu yardımları altı ay boyunca sürdürmek üzere anlaştıklarını ve sonrasında ablukanın kaldırılarak Gazze ekonomisinin açılmasını hedeflediklerini anlatan Al Sani, İsrail tarafının tutumunu eleştirdi.
İsrail'deki yetkililerle her temas kurduklarında sürekli ertelendiklerini belirten Al Sani, "Karşı argümanları hep aynı oldu: 'Bir seçim döneminden geçiyoruz, şu süreci atlatalım, daha sonra gelecekte bir konuda anlaşalım.' Nitekim 7 Ekim'den yaklaşık bir hafta önce İsrailli yetkililerle yaptığımız son görüşmeye kadar bu durum değişmedi. O görüşmede de bunun, geleceğin nasıl şekilleneceği konusunda bir açıklık olmadan göndereceğimiz son yardım döngüsü olduğunu açıkça ifade ettik." diye konuştu.
Sürecin son derece şeffaf yürütüldüğünün altını çizen Al Sani, "Ayrıca her bir doların doğru kişiye ve İsrailliler tarafından doğrulanmış doğru kanala gitmesini çok net bir şekilde güvence altına aldık. Çünkü Netanyahu hükümeti için en kolay yolun suçu başkalarına atmak olduğunu biliyoruz." dedi.
DEVAMINI GÖR