Amerika Birleşik Devletleri'nde bir ilk yaşandı. Mısır kökenli Demokrat Abdul El-Sayed, Michigan'daki Senato seçimlerini kazanarak ülke tarihinde Senatoya seçilen ilk Müslüman oldu. Cumhuriyetçi Mike Rogers'ı yaklaşık yedi puan farkla geride bıraktı.
El-Sayed, Demokrat Parti'nin sol kanadında yer alıyor. Bernie Sanders ve Alexandria Ocasio-Cortez gibi isimlerin desteğini aldı. Herkesi kapsayan kamu sağlık sigortası, büyük şirketlerin siyasi etkisinin azaltılması ve yüksek gelir gruplarının daha fazla vergilendirilmesi temel vaatleri arasında.
Filistin konusunda da dikkat çekici açıklamaları bulunuyor. İsrail'in Gazze'deki saldırılarını soykırım olarak nitelendiriyor. Amerikan vergilerinin İsrail ordusunu finanse etmek için kullanılmasına karşı çıkıyor. Hatta yalnızca İsrail'e değil, Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve Pakistan gibi ülkelere yapılan Amerikan askeri yardımlarını da sorguluyor. Ancak El-Sayed'in Filistin politikası ile sosyal konulardaki görüşleri farklı siyasi geleneklerden besleniyor.
Abdul El-Sayed Müslüman olduğunu açıkça ifade ediyor. İnancının hayatındaki öneminden söz ediyor. Buna rağmen siyasi programı dini kuralların devlet tarafından uygulanması üzerine kurulu değil. LGBT konusuna yaklaşımı ise temelde Demokratlarla aynı.
Eylül ayında Amerika'nın önde gelen LGBT hakları örgütlerinden Human Rights Campaign, El-Sayed'e destek verdi. El-Sayed de Senatoda LGBT haklarının güçlü bir savunucusu olacağını açıkladı.
Sayed, cinsiyet kimliği temelinde sağlık hizmetlerine erişimi, trans bireylerin hukuki korunmasını ve cinsiyet uyum sürecindeki tıbbi hizmetlerin siyasi müdahalelerle sınırlandırılmamasını da savunuyor.
El-Sayed'in seçim zaferinin ardından gündeme gelen iddialardan biri George Soros bağlantısı. Amerikan seçim sisteminde adayların kendi kampanyalarına yapılan bağışların yanında siyasi eylem komitelerinin faaliyetleri de bulunuyor. Bu kuruluşlar belirli adayları desteklemek veya rakiplerini eleştirmek için milyonlarca dolar harcayabiliyor. George Soros'un oluşturduğu Democracy PAC, Demokrat Parti çevresindeki siyasi kuruluşların önemli finansörlerinden biri.
FactCheck.org'un Ağustos 2026 tarihli araştırmasına göre Soros tarafından finanse edilen Democracy PAC, American Bridge olarak bilinen AB PAC'in önemli bağışçıları arasında yer alıyor. Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına dayanan harcama verileri, AB PAC’in El-Sayed'in seçim kampanyasını destekleyen yaklaşık 3,43 milyon dolarlık bağımsız harcama bildirdiğini gösteriyor. Dolayısıyla Soros'un finanse ettiği siyasi ağlardan birinin El-Sayed lehine harcamalarda bulunduğu doğrulanabiliyor.
Bu tartışmanın bir diğer önemli ismi Somali kökenli Demokrat Temsilci İlhan Omar. Omar, Amerikan Kongresindeki en tanınmış Müslüman siyasetçiler arasında. Filistinlilerin haklarını savunan açıklamaları ve İsrail hükümetine yönelik eleştirileriyle biliniyor. Ancak Türkiye'yi yakından ilgilendiren tarihi meselelerde farklı bir tutum benimsiyor.
Kendi internet sitesinde 1915 olaylarının soykırım olduğunu söyledi. 24 Nisan 2025'te de Ermeni toplumuna yönelik mesajında 1,5 milyondan fazla Ermeni'nin sistematik biçimde öldürüldüğünü belirterek soykırım tanımlamasını kullandı. Üstelik Ermeni Ulusal Komitesi ile iş birliği yapmaktan memnuniyet duyduğunu da ifade ediyor. Dolayısıyla Omar'ın Filistin konusundaki açıklamalarını destekleyen Türk seçmenlerin, Türkiye'yi ilgilendiren başka meselelerde aynı siyasi görüşleri paylaşmadığını görmesi mümkün.
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani de son yıllarda Amerikan siyasetinin dikkat çeken Müslüman isimlerinden biri. Uganda doğumlu, Hint kökenli Mamdani kendisini demokratik sosyalist olarak tanımlıyor. Müslüman kimliğini açıkça ifade ediyor. Ancak El-Sayed gibi sosyal politikalarda Amerikan solunun görüşlerini benimsiyor.
Üstelik Mamdani'nin LGBT hakları konusundaki faaliyetleri yalnızca seçim vaatlerinden ibaret değil. Mart 2026'da belediye bünyesinde LGBTİ+ işleriyle ilgilenen özel bir makam oluşturdu. Haziran ayında trans bireylerin haklarını anlatan şehir çapında bir bilgilendirme kampanyası başlattı. Ardından cinsiyet uyum sürecindeki sağlık hizmetlerine erişimi genişletmek amacıyla 15 milyon dolarlık bir program açıkladı.
Mamdani Nisan’da sözde Ermeni soykırımını tanıdı. Bununla da sınırlı kalmadı. Türkiye ve Azerbaycan'ın 2020'de Karabağ'daki Ermeni nüfusuna saldırdığını ileri sürdü. 2023'te bölgeden ayrılan Ermeniler için de zorla yerinden edilme değerlendirmesinde bulundu. Dolayısıyla değerlendirme yapılırken tüm bunların akılda olması gerekiyor.