SİYASET Yeni Parti'de kritik gün! İsim için 2 seçenek var..
Yeni Parti'nin ismine ve rumuzuna yapılan itiraz yarın Anayasa Mahkemesi'nde görüşülecek.
MENEMEN ŞEHİT AHMET ÖZSOY FEN LİSESİ’NDE CEVAP BEKLEYEN SORULAR DERİNLEŞİYOR: İNGİLTERE GEZİSİ, AFRİKA FAALİYETLERİ, MALİ AKIŞ VE ALAN DIŞI OKUL MÜDÜRÜ ATAMASI
Menemen Şehit Ahmet Özsoy Fen Lisesi yönetimi hakkında kamuoyuna yansıyan iddialar, verilen sınırlı açıklamalarla kapanmak bir yana, her geçen gün yeni sorular doğuruyor.
Okul müdürü, daha önce basına yansıyan İngiltere gezisi tartışmalarına ilişkin olarak, “Her yıl yurt dışına öğrenci götürülüyordu, bu yıl İngiltere gezisi neden sorun oldu?” şeklinde özetlenebilecek bir savunma ortaya koydu.
Ancak sorun öğrencilerin yurt dışına götürülmesi değil.
Sorun; gezinin hangi izinle yapıldığı, para trafiğinin nasıl yürüdüğü, okul yöneticisinin bu süreçteki konumu ve tüm bu faaliyetlerin kamu görevinin gerektirdiği şeffaflıkla bağdaşıp bağdaşmadığıdır.
ÖNCEKİ GEZİLERDE VALİLİK OLURU VARSA, İNGİLTERE GEZİSİNDE NEDEN YOK?
Yaptığımız araştırmalarda, okulun geçmiş yıllardaki bazı yurt dışı gezilerinin Valilik oluru alınarak gerçekleştirildiğine ilişkin bilgilere ulaşıldı.
İzmir Valiliğinin eğitim-öğretim yılı başında okullara bildirdiği uygulama doğrultusunda, yurt dışı gezi ve benzeri faaliyetler için izin başvurusu yapılmaması yönünde açık bir uyarının bulunduğu belirtiliyor.
Burada söz konusu olan, belirli bir gezi için yapılan başvurunun reddedilmesi değil; okulların bu tür yurt dışı faaliyetleri için izin başvurusunda dahi bulunmaması yönündeki genel yaklaşım.
Bu durumda cevap bekleyen soru daha da önem kazanıyor:
Valiliğin yurt dışı gezileri konusunda izin başvurusu yapılmaması yönündeki uyarısına rağmen İngiltere gezisi hangi idarî dayanakla planlandı, velilerden neden para toplandı ve organizasyon süreci neden başlatıldı?
Eğer önceki yıllarda gerçekleştirilen yurt dışı gezileri Valilik oluru ve gerekli resmî izinlerle yapılmışsa, İngiltere gezisinin aynı usule tabi tutulup tutulmadığının belgeleriyle ortaya konulması gerekiyor.
Dolayısıyla mesele artık yalnızca “Her yıl yurt dışına öğrenci götürülüyordu, bu yıl İngiltere neden sorun oldu?” sorusuyla açıklanabilecek durumda değildir.
Asıl soru şudur:
Önceki gezilerde Valilik oluru bulunurken, Valiliğin o eğitim-öğretim yılı için yurt dışı gezi izin başvurusu yapılmaması yönündeki uyarısına rağmen İngiltere organizasyonu neden ve hangi yetkiye dayanılarak başlatıldı?
MÜDÜRE VİZE VE UÇAK BİLETİ ALINDI, ANCAK MÜDÜR NEDEN GİTMEDİ?
Dosyadaki bir diğer dikkat çekici başlık, okul müdürü adına da İngiltere vizesi ve uçak bileti işlemlerinin yapıldığı, ancak kendisinin seyahate katılmadığı…
Bu durumda cevaplanması gereken sorular var:
Vize ve uçak bileti bedelini kim ödedi?
Müdür geziye katılmayacaksa bu işlemler neden yapıldı?
Kullanılmayan bilet nedeniyle herhangi bir maddi kayıp oluştu mu?
Oluştuysa bu zarar kimin üzerinde kaldı?
Kamu kurumlarında mali sorumluluk, “geziye gidilmedi” denilerek ortadan kalkmaz.
VELİLER ŞİRKETE ÖDEME YAPTI; ŞİRKETTEN OKULA ÖĞRENCİ BAŞINA AYRI BİR ÖDEME Mİ DÖNDÜ?
İngiltere gezisinin en ciddi boyutlarından biri mali akışa ilişkin iddialar.
Edindiğimiz bilgilere göre veliler gezi ücretlerini Ankara merkezli ilgili şirkete yatırmış..
Ancak aynı şirketin, öğrenci başına ayrıca hesaplanan bir tutarı okula geri ödediği veya aktardığı ileri sürülüyor.
Eğer böyle bir para hareketi varsa, bunun tüm yönleriyle açıklanması gerekir.
Bu ödemenin adı nedir?
Neden öğrenci başına hesaplanmıştır?
Hangi hesaba yatırılmıştır?
Okul aile birliğinin kayıtlarına girmiş midir?
Fatura, makbuz veya banka dekontu var mıdır?
Bu ödeme velilerin ödediği gezi bedelinin içinde midir, yoksa organizasyon şirketinin okula yaptığı ayrı bir ödeme midir?
Bu soruların cevabı sözlü açıklamayla değil, banka hareketleri ve muhasebe kayıtlarıyla verilmelidir.
ŞİMDİ DE AFRİKA ZİYARETLERİ VE BAĞIŞ FAALİYETLERİ GÜNDEMDE
Daha önce çıkan haberlerde okul müdürünün Afrika ziyaretleri, yardım ve bağış faaliyetlerine ilişkin paylaşımlarının bulunduğu da gündeme gelmişti.
Tek başına yardım faaliyeti elbette suç değildir ve insani yardımın kendisi sorgulanamaz.
Ancak burada sorulması gereken mesele farklıdır:
Bir kamu okulunun müdürü sıfatını taşıyan kişinin Afrika’daki yardım, bağış ve ziyaret organizasyonları hangi kurum veya yapılar üzerinden gerçekleştirilmiştir?
Bu ziyaretler şahsi faaliyet midir?
Bir dernek, vakıf, yardım kuruluşu, dini yapılanma veya başka bir organizasyonla bağlantılı mıdır?
Bağışlar kimlerden toplanmış, kimlere ulaştırılmıştır?
Para veya yardım malzemelerinin teslim süreci hangi belgelerle kayıt altına alınmıştır?
Afrika ziyaretlerinin masrafları kim tarafından karşılanmıştır?
Ve en önemlisi:
Bu faaliyetlerin okul müdürlüğü görevi, okul çevresi, veliler veya öğrencilerle herhangi bir kesişim noktası olmuş mudur?
Ortaya atılan her yeni başlık, diğerinden bağımsız değerlendirilmemelidir.
İngiltere gezisi, şirket üzerinden yürütülen mali süreç iddiaları, geçmişteki Afrika ziyaretleri ve bağış faaliyetleri birlikte değerlendirildiğinde kamuoyunun artık yalnızca tek tek olayları değil, bu faaliyetlerin arkasındaki organizasyon yapısını ve ilişkiler ağını sorgulaması kaçınılmaz hâle geliyor.
Burada herhangi bir kişi veya yapıyla bağlantı bulunduğu peşinen ileri sürülemez.
Ancak bu faaliyetler mevcutsa, kamu görevlisinin şeffaflık yükümlülüğü gereği kimlerle, hangi kuruluşlarla ve hangi mali kaynaklarla hareket edildiğinin açıklanması gerekir.
FEN LİSESİNE PDR MEZUNU MÜDÜR GÖREVLENDİRMESİ NASIL YAPILDI?
Dosyanın bir başka temel başlığı ise liyakat.
Fen liselerine müdür görevlendirmelerinde mevzuatta belirlenen alan şartları bulunmasına rağmen, okul müdürünün PDR mezunu olduğu belirtiliyor.
Bu durumda kamuoyunun sorusu son derece nettir:
Fen lisesi müdürlüğü için öngörülen alan şartlarını taşımayan bir kişi hangi mevzuat hükmüne dayanılarak bu göreve getirildi?
Atama tarihinde matematik, fizik, kimya veya biyoloji gibi alanlardan şartları taşıyan yöneticiler neden atanmadı?
Atama hangi komisyonun, hangi değerlendirmesi ve hangi gerekçesiyle yapıldı?
Eğitimde liyakat yalnızca öğretmenlerden ve öğrencilerden beklenen bir ilke değildir.
Yöneticilerin görevlendirilmesinde de aynı ölçüde uygulanmalıdır.
HAKKINDAKİ İNCELEMELERİN AKIBETİ NE OLDU?
Okul ve yönetimi hakkında Menemen Kaymakamlığı nezdinde birçok inceleme ve soruşturma süreçlerinin başlatıldığı biliniyor. Süreç neden uzamaktadır alan dışı atanan bir müdür ve fen lisesi müdür atamaları yönetmelik açık ve net bir şekilde ortada olmasına rağmen…
Bunun yanında Millî Eğitim Bakanlığı düzeyinde de konunun incelemeye alındığı yönünde bilgiler bulunuyor.
Kamuoyunda şimdi daha ağır bir soru soruluyor:
Bu soruşturmaların sonuçsuz kalması veya kapatılması için herhangi bir bürokratik girişimde bulunuldu mu?
Herhangi bir siyasetçi, bürokrat veya kamu görevlisi sürece müdahil oldu mu? Kamuoyuna yansıyan çok sayıda haberde dile getirilen “Bu olayı kapatmaya çalışan siyasetçi kim?” sorusu hâlâ yanıt bekliyor başlıklı haberler mevcut…
Olduysa hangi sıfatla?
Soruşturma dosyalarının seyri üzerinde herhangi bir etki oluşturulmaya çalışıldı mı?
Bu iddialar doğru değilse yapılması gereken çok basittir:
İlgili kurumlar soruşturmanın hangi aşamada olduğunu ve hangi işlemlerin yapıldığını şeffaf biçimde kamuoyuna açıklamalıdır.
ARTIK TEK BİR GEZİ DEĞİL, BİR YÖNETİM VE ŞEFFAFLIK MESELESİ VAR
Bugün Menemen Şehit Ahmet Özsoy Fen Lisesi ile ilgili tartışmanın merkezinde artık yalnızca bir İngiltere gezisi bulunmuyor.
Ortada;
Valilik oluru bulunmadığı iddia edilen bir yurt dışı gezisi,
müdür adına yapılan vize ve uçak bileti işlemleri,
şirketten okula öğrenci başına para aktarıldığı iddiası,
Afrika ziyaretleri ve bağış faaliyetlerinin hangi yapılarla gerçekleştirildiğine ilişkin cevapsız sorular,
fen lisesi müdürlüğüne yapılan görevlendirmenin mevzuata uygunluğu,
ve devam eden idarî incelemelere yönelik olası müdahale iddiaları bulunuyor.
Her biri ayrı ayrı açıklanmaya muhtaç.
Bir kamu okulunda görev yapan yöneticinin faaliyetleri söz konusu olduğunda mesele kişisel merak değildir.
Mesele kamu görevi, mali şeffaflık, mevzuata uygunluk ve liyakattir.
Şimdi cevap bekleyen sorular ortada:
İngiltere gezisinin Valilik oluru nerede?
Şirketten öğrenci başına yapıldığı iddia edilen ödemenin belgesi nerede?
Müdürün vize ve uçak bileti giderini kim karşıladı?
Afrika ziyaretleri ve bağış organizasyonları hangi kişi ve kuruluşlarla gerçekleştirildi?
Bu faaliyetlerde okulun, velilerin veya öğrencilerin herhangi bir rolü oldu mu?
Fen lisesi müdürlüğüne yapılan görevlendirmenin açık mevzuat dayanağı nedir?
Ve devam eden soruşturmaların seyrine müdahale etmeye çalışan herhangi bir bürokratik veya siyasi irade var mıdır?
Bu sorular cevapsız kaldıkça tartışma kapanmayacak.
Çünkü eğitimde güven, sadece başarı oranlarıyla değil; yöneticilerin hesap verebilirliği, şeffaflığı ve liyakatiyle de ölçülür.