KİMSE SANA “YALANCI” DEMEDİ: KENDİNİ YALANCI İLAN ETME. DEMAGOJİ DEĞİL, BELGE VE AÇIK CEVAP İSTENDİ
Bilal Semih Bozdemir “Hakkımdaki haberler yalan” dedi; ancak yayınlarımızın merkezindeki soru değişmedi: “St Clements University Dekanı olduğunuzu gösteren güncel yetki belgesi nerede?”
Bilal Semih Bozdemir hakkında yayımladığımız haberlerde kendisine “yalancı” denilmediği ve “kesinlikle dekan değildir” şeklinde bir hüküm kurulmadığı halde, Bozdemir'in “Hakkımdaki haberler yalan” şeklindeki açıklaması dikkat çekti. Haberlerimizin başından beri yönelttiği temel soru ise son derece açık: Kamuoyuna kullanılan “St Clements University Dekanı” unvanının güncel yetki veya görevlendirme belgesi nedir?
Bilal Semih Bozdemir hakkında bir süredir kamuoyuna açık akademik ve idari unvanlarının dayanaklarına ilişkin sorular yöneltiyoruz.
Bu yayınların ardından Bozdemir, hakkındaki haberlerin “yalan” olduğunu savunan açıklamalarla kamuoyunun karşısına çıktı.
Ancak burada üzerinde özellikle durulması gereken önemli bir ayrım bulunuyor.
Yayınlarımızda Bilal Semih Bozdemir'e “yalancı” denilmedi.
Aynı şekilde, “St Clements University Dekanı değildir” şeklinde kesin bir hüküm de kurulmadı.
Sorulan şey bundan çok daha basit:
ST CLEMENTS UNIVERSITY DEKANI OLDUĞUNUZU GÖSTEREN GÜNCEL YETKİ BELGESİ NEREDE?
Bir kişinin kamuoyuna kullandığı akademik veya idari unvanın dayanağını sormak, o kişinin yalan söylediğini iddia etmek değildir.
Bir gazetecinin “Belgenizi görebilir miyiz?” diye sorması ile “Belgeniz yoktur” demesi arasında çok önemli bir fark vardır.
Biz ikincisini söylemedik.
Birincisini sorduk.
“HABERLER YALAN” DENİLİYORSA, HANGİ SOMUT BİLGİ YANLIŞ?
Bu nedenle Bilal Semih Bozdemir'e bu kez başka bir soru yöneltiyoruz:
Hangi haberimizdeki hangi somut bilgi yalandır?
“Bilal Semih Bozdemir yalancıdır” şeklinde bir yayın yapmadıysak, “dekan değildir” şeklinde kesin bir hüküm kurmadıysak ve kendisinden söz konusu unvanın dayanağını oluşturan belgeyi istediysek, “haberler yalan” açıklamasının hangi somut haber cümlesine yönelik olduğu açıklanmalıdır.
Varsa yanlış bilgi açıkça gösterilebilir.
Hangi cümle yanlışsa belirtilebilir.
Doğrusunu gösteren belge kamuoyuna sunulabilir.
Gazetecilik açısından bizim de yapmamız gereken bellidir:
Belgeyi inceler, doğrular ve kamuoyuyla paylaşırız.
BELGE İSTEMEK SUÇLAMA DEĞİLDİR
Kamuoyuna “Dekan”, “Prof. Dr.” veya benzeri akademik ve idari sıfatlarla çıkan kişilerin bu unvanlarının kaynağını araştırmak basının doğal görevidir.
Bu nedenle tartışmanın kişisel polemiklere dönüştürülmesine gerek bulunmuyor.
Bizim sorumuz dün neyse bugün de aynıdır:
St Clements University tarafından verilmiş, güncel olarak geçerli dekanlık görevinizi ve yetkinizi gösteren belgeyi kamuoyuna açıklar mısınız?
Varsa belge yayınlanır.
Belgeyi düzenleyen kurumdan doğrulama yapılır.
Kamuoyu da gerçeği görür.
Konu kapanır.
ŞİMDİ BİR BAŞKA HASSAS SORU: ONUR EMRE BOZDEMİR'İN CENAZESİ
Bozdemir'e yönelttiğimiz sorular arasında son derece hassas olduğu için bugüne kadar dikkatli ele aldığımız başka bir konu daha bulunuyor.
Elimizde Turhal Kaymakamlığı'nın 11 Mayıs 2024 tarihli paylaşımının görüntüsü bulunuyor.
Söz konusu paylaşımda açıkça:
“Kaymakam Turan SOĞUKOLUK, Dz. Müh. Tğm. Onur Emre BOZDEMİR'in Cenaze Törenine Katıldı”
ifadeleri yer alıyor.
Paylaşımda askerî yetkililerin ve vatandaşların katıldığı cenaze törenine ilişkin fotoğraflar da bulunuyor.
Dahası, söz konusu cenaze haberinin Bilal Semih Bozdemir tarafından WhatsApp üzerinden bizzat tarafımıza gönderildiğine ilişkin kayıtların arşivimizde muhafaza edildiğini de kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
Burada özellikle altını çiziyoruz:
Onur Emre Bozdemir'in ölüm nedenine ilişkin herhangi bir iddiada bulunmuyoruz.
Spekülasyon yapmıyoruz.
Doğrulayamadığımız herhangi bir bilgiyi gerçekmiş gibi kamuoyuna sunmuyoruz.
Ancak Bilal Semih Bozdemir'e cevaplandırması için açık bir soru yöneltiyoruz:
SAYIN BOZDEMİR, OĞLUNUZ ONUR EMRE BOZDEMİR'İN CENAZESİNE KATILDINIZ MI?
Eğer katıldıysanız bunu açıklayın; haberimizde buna da yer verelim.
Ancak katılmadıysanız;
ÖZ OĞLUNUZUN TÜRKİYE'DEKİ CENAZESİNE NEDEN GELEMEDİNİZ?
Bu soruyu herhangi bir suçlama amacıyla değil, cevabını doğrudan Bilal Semih Bozdemir'den öğrenmek amacıyla yöneltiyoruz.
“DİPLOMAT” SIFATI KULLANILIYORSA BİR SORU DA BURADA ORTAYA ÇIKIYOR
Kamuoyuna yansıyan yayınlarda Bozdemir hakkında “diplomat” sıfatının kullanıldığı da görülüyor.
Bu nedenle oğlunun Türkiye'deki cenazesine katılmadığı bilgisi doğruysa, doğal olarak ikinci bir soru gündeme geliyor:
“MADEM DİPLOMATSINIZ, TÜRKİYE'YE NEDEN GELEMİYORSUNUZ?”
Burada da peşinen herhangi bir neden ileri sürmüyoruz.
Türkiye'ye girişine ilişkin bir engel bulunduğunu iddia etmiyoruz.
Hakkında herhangi bir yasak veya adli karar bulunduğunu da söylemiyoruz.
Tam tersine, nedenini kendisine soruyoruz.
Çünkü oğlunun cenazesine katılmadığı doğruysa bunun ailevi, kişisel, sağlıkla ilgili, seyahatle ilgili veya tamamen başka bir nedeni olabilir.
Bunun cevabını verebilecek kişi Bilal Semih Bozdemir'in kendisidir.
DEMAGOJİ DEĞİL, İKİ AÇIK CEVAP BEKLİYORUZ
Konu giderek farklı tartışmalara çekilse de bizim açımızdan mesele son derece nettir.
Bilal Semih Bozdemir'e “yalancı” demiyoruz.
“Kesinlikle dekan değildir” demiyoruz.
Türkiye'ye neden gelmediğini bildiğimizi de iddia etmiyoruz.
Soruyoruz.
Ve şu aşamada iki temel soruya açık cevap bekliyoruz:
1 — St Clements University Dekanı olduğunuzu gösteren güncel yetki/görevlendirme belgeniz nerede?
2 — Oğlunuz Onur Emre Bozdemir'in 11 Mayıs 2024'te Turhal'da gerçekleştirilen cenaze törenine katıldınız mı? Katılmadıysanız Türkiye'ye neden gelemediniz?
Eğer kamuoyuna kullanılan “diplomat” sıfatının resmî bir dayanağı bulunuyorsa, bunun da hangi devlet veya yetkili makamın hangi belgesine dayandığının açıklanması tartışmayı daha da netleştirecektir.
POLEMİK DEĞİL, BELGE
Bilal Semih Bozdemir'e çağrımız açıktır:
Haberlerimizin yalan olduğunu düşünüyorsanız, hangi cümlemizin gerçeğe aykırı olduğunu açıkça gösterin.
Belgesini gönderin.
Cevabınızı iletin.
Biz de cevap hakkı kapsamında kamuoyuna aktaralım.
Ancak gazetecilerin belge istemesini “yalan haber” tartışmasına dönüştürmek, başlangıçta sorulan temel soruyu ortadan kaldırmıyor.
Kimse size “yalancı” demedi.
Kimse peşinen hüküm vermedi.
DEMAGOJİ DEĞİL, BELGE İSTENDİ.
Ve bugün de aynı şeyi söylüyoruz:
Belgeyi gösterin, sorulara açıkça cevap verin, kamuoyu değerlendirsin.